

Polycclad Yassı Solucanların Anatomisi
İsmininin de önerdiği gibi, serbest yaşayan
solucanlar dorso-ventrally yassılanmış olup birkaç milimetreden daha
kalın değildirler Boyutlar bir milimetreden daha azdan balar ve 30 cm
nin üzerine kadar uzanır. Çoğu polycladler son derece hassastırlar ve
tipik olarak düz bir dorsal yüzey içeren ve/veya oval şekillerine
sahiptirler. Bununlar birlikte, dorsal papillae (Acanthozoan,
Thysomozoan) sergilerler. Solucanların anteriorlarında uç kısımlarda
dokanaç (tentacle) yer aldığından ve çok parlak renklere sahiptirler ve
nadiren de olsa bazen yanlışlıkla nudribranc olarak kabul
edilirmişlerdir. Fakat nudribranclara karşıt olarak, anterior sınırında
dokanaçlar çoğunlukta basit bir yapı halinde tutunmuşlardır. Onlar yol
boyunca nudribranclara nazaran daha fazla hareket ederler ve aynı
zamanda çok ince yapıya sahiptirler ve elle tutulduklarında kırılmaya
çok eğilimlidirler. Bununda ötesinde, onların özel terleme organları
(gills) yoktur ve terleme solucanların tüm yüzeylerinde difuzyon yoluyla
gerçekleştirilmektedir. Tüm yüzeylerinde difuzyon yoluyla
gerçekleştirilir. Polycladler geniş bir renk çeşitliliği ve yapısı
sergilerler. Onlar marginal buruşukluklara sahiptirler ve boyutları ile
sayıca artmaya eğilimlidirler. Donük türler haricinde (siyah ve esas
itibariyle siyah renkli) türler transparenttirler ve iç organları
epidermis boyunca görülebilir. Özellikle ovarisleri parlak veya koyu
renkli mor renklere sahiptir ve dorsal yüzeyin en dış kısmı binlerde
vurucu cilia ile beraber engelleyici epidermistirler (ectodermal
orijinli bir tek hücre tabakası). Onun da altında, dairesel kasın dış
tabakası ve kasların iç tabakası birbirine parallel uzantı şeklindedir
ve aralarında vucut plastisitesi mevcuttur. Dorsal ve ventral epidermis
arasındaki boşluk parenchymal doku ile dolmuştur ku bu çok sayıda gizli
hücrelere sahiptir ve bununla sümükler dışarı atabilirler ve diğer
bileşenler epidermal boşluklarla oluşmuştur.
Dorsal ve ventral epidermis arasındaki boşluk
parenchymall doku ile dolmuştur ve çok dallanmış bağırsak ve üreme
sistemi gibi organları içermektedir. Parenchymal doku mesodermal kökenli
olup sümük dışarı ataliben çok yüksek sayıda gizli hücreler ve epidermal
boşluklar içermektedir. Polyclad hidrostatik iskelete sahiptir ki bu
sulu hayata çok güzel adapte olmasını sağlamaktadır. Mesodermdeki içsel
vucut sıvısı kapalı vucut kompartmanında basınç altında tutulmakta ve
vucut duvar kaslarının hareketine destek sağlama amacıyla hidrostatik
iskelete karşı kuvvet uygulamaktadırlar. İki yönle hareket vardır. Küçük
boyutlu türler ince kıla benzeyen ventral cilia ile vuruşlarla taban
boyunca kaymasını sağlar. Büyük boyutlu türleri ise (Tysanozoan sp. gibi)
aşağıda sol panelde gösterildiği gibi vucut kaslarının ritmik
vuruşlarıyla yüzmeye muktedir olabilirler. Solucanlar vucutlarını ileri
ve kıyıya atarak bir seri dalgalandırma yaratırlar ve yer üzerinde
ileriye doğru sürünürler.
Polycladlerin iki yönlü vucut şekilli hali cephalize
olmuştur, bu tanımlanabilen baş bölgelerine sahip olduğu anlamındadır ve
orada sinir fonksiyonları ve duyu yapıları yer almaktadır. Solucanların
sinir sistemi merdiven şekline benzeyen uzun boylu sinir ipi çiftine
sahiptir ve bunlar çapraz olarak birleşmişlerdir. Beyinsel anteriordaki
ganglion düğümde son bulurlar ve kafanın içinde veya dışında yeralan
sinirsel büyük bir top şekline sahiptirler. Son zamanlarda bazı poyclad
türlerinde küçük ama iyi tanımlanmış beyin sinirbiyolojisinde model
sistem olarak servis yapan beyin cytoarchitecture ve sinirsel tamir
mekanizmasını araştırmalar yapılmıştır (Bakınız Bölüm: Polyclads ve
Neurobiology). Başın görünen karakteri dokunaçların oluşumudur ki çoğu
durumlarda anterior sinirinin belirtilmesi (=pseudotentacle) gereklidir.
Bu kör bir basit boru şeklinde veya geniş kapaklı olarak olarak
gösterilirler. Çoğunlukla, Thysonozoon sp.‘nın kafa bölgesinde görüldüğü
gibi kulağa benzerler (sol panel). Anterior beyinsel ganglion düğüm ve
onun büyük iç sinirlerine benzerler ve solucanların “beyin” i çok sayıda
foto ve kimyasal hassas hücrelerinden oluşan sinir sinyallerinin analizi
esas olarak, kafada ve Pseudotentaclelerde konsantre olmuşlardır. İlave
olarak, yüksek sayıda mekaniksel alıcılar epidermiste dağılmış vaziyette
yer almışlardır. Fotoya duyarlı hücreler beyinsel göznoktalarında
bulunur ki orada yuvarlak salkım olarak çeşitli gözler yeralmışlardır.
İleri gözler, ventral ve dorsal yalancı dokanaçlarda
yeralmışlardır. Bu gözler gelen görüntünün şekillenmesine kabiliyetli
değildirler ama ışık istikameti ve yoğunluğunun değişimine hassatırlar.
Yassı kurdun parlak ışığa duyarlı olduğu zaman, özellikle koyu yerlere
doğru geri çekilirler.
Vertebrateler ile mukayese edildiklerinde,
poycladlerin gözlerinin organizasyonu oldukça basittir. Bu tip göz,
birçok lens ile kapatılmış olup “pigment cup ocellus” olarak tarif
edilirler. Ocelli beyinsel göznoktasının bir parçasıdır ve çeşitli ışığa
duyarlı hücrelerden oluşurlar ve konkav kap şekline sahiptirler. Kabın
duvarları pigment içermektedir ve bunlar uç taraftan gelen ışığın
sızmasını enlellerler. Hücrelerin ışığa duyarlı kısımları (microvilli)
opak kabın içersinde düzenlenmişlerdir ve yanlızca bir yönden gelecek
ışığa karşı duyarlıdırlar. Gelen ışığın açısına bağlı olarak, loş
kısımler ışığa duyarlı yapıların üzerine gölge olarak düşerler. Kap
aktif olarak kaslar tarafından döndürüldüğünden çabuk değişen gölge
izleri yaratılır. Sinir sinyallerine karşılık olarak, beyinsel
ganglion’a gönderilirler ki orada bilgiler analiz edilirler, uç boyutlu
oryentasyon ve uygun davranış reaksiyonu gösterirler.
Polycladlerin görsel duyularından dolayı çevresel
oryentasyonu için yeterli olmayabilir ve polycladler iyi gelişmiş
kimyasal dedektörlü batarya vardır ve molekülleri tanımaktadırlar.
Kimyasal bileşenlerin besin ve eş bulmada önemli rol oynadıkları
düşünülmektedir. Besin ve eş bulmada belirgin moleküller boşalarak akış
ile içeri girerler. Bu solucanlar kimyasal alıcıları tarafından
algılanarak koku yayarlar. Bunlar özellikle ventral yalancı dokanaçlarda
yerleşmişlerdir ve orada yivli ciliate şeklinde salkımlanmışlardır.
Aktif solucanlardaki yalancı dokanaçlar hareket halinde meşgul
görülürler ve bu kimyasal duyarlı alet solucanların yönünü bulmalarında
ve koku çıkarmalarında temel karar veren davranış olarak kabul edilir.
Auricle ve göz noktalarına ilave olarak (Bakınız: yukarıdaki sol foto ve
alçak panel) yassı solucanlar statocyst adı verilen ilkel denge
organları vardır ki basınca duyarlı saç ve küçük taneli materyalli
hücreler içerirler ve bu hayvanların yukarıya doğru gitmesinde büyük rol
oynarlar.
Yassı solucanın dinlenme, tamirat ve cam slaylarda
hazırlanmasından sonra (wholemounts) ventral bakış karakterlerinde ölü
solucanlar gözlenerek incelenir. Bu karakterlerin coğu türlerin taxonomi
belirlenmesinde önemli rol oynarlar ki bu oldukca zor bir görevdir.
Basın yanında ağız ve pharynx gözlenebilir. Genel olarak, polycladlar
pharynx plicatus’a sahiptirler. Bu tip pharyngeal tüb uzun be dairesel
kas tabakası sergiler ki o pharynx’in şeklini çok fazla değiştirir ve
sıvıyı bağırsak boşluklarına doğru pompalar. Bununda ötesinde,
pharyngeal ceplerini ayıran özelliğine sahiptir ki orada
kullanılmadığında dışarı atılırlar. Pharynx boru şeklinden çeşitli
şekillere kadar yapı gösterirler (örneğin, yuvarlak veya oval çok sayıda
pharyngeal lob içeren çok buruşuk şekiller). Beslenmede, pharynx ağızdan
çıkıntı yapar ve Pseudobiceros türünün bazı tiplerinde tüm hayvanları
yutacak boyutta açılırlar. Ventral yanın ortasında, alt sınıf Cotylea
yapışkan organa sahiptir ve vantuz olarak adlandırılır. Arazi
gözlemlerinde bu organ hayvanların alt tabakalara yapışmasında
kullanılır. Küçük invertebratelerin yakalanmasında ve yiyeceklerin
hazmında işlev görür.
Ender olarak, Pseudobiceros örneğinde ve
Pseudoceros’da iki eşit olmayan vantuz bulunmuştur. Diğer tür
polycladlerin belirgin karakterleri erkek ve dişi üreme sistemlerinin
anotomisidir. Polycladler hermaphrodiktir. Onların ikiside erkek ve dişi
üreme organları yumurta ve sperm üretirler. Yetişkin solucanlar, ki esas
olarak üremeye geçmişlerdir, vucut hacminin yüksek yüzdesi testes ve
ovarislerden oluşmuştur. Çoğu türlerde, bu serpistirilmiş haldedir ve
ventral ve dorsal parenchyma da yerleşmiştir. Bununla birlikte,
dışarıdan yanlızca erkek ve dişi gonophore’lar gözlenmiştir. Genel
olarak, erkek boşluk pharynx’de posterior olarak bulunmuştur ve penis
papilla ve penial stylet tutarlar, organları eş için uzanırlar.
Pseudobiceros türünün çift erkek üreme sistemi, iki erkek boşluk ve
erkek organları ile karakterize edilirler. Dişi boşluk daima açıkca
erkek boşlukta ayrılmıştır ve posterior’da yerleşmiştir. Çoğu türler (Pseudoceros,
Pseudobiceros)’in bir tek dişi boşluğu vardır bununla fakat
Nymphozoon’in çok sayıda dişi boşluğu vardır. Dişi üreme sistemi
yumurtalık, yumurta sarısı, kabuk beze, bir yarı hazne, ve döl yatağı
bulunur ve orada yumurtalar döllenir. Eşleşmeden sonra (Bakınız, Bölüm:
Eşleşme ve yeniden üreme) spermler dişi vucuda enjekte edilir
(Hypodermal insemination) dişinin üreme aygıtına ve yarı hazneye doğru
depolanma amacıyla göçederler. Yumurtalar yumurtalıktan oviduct’a doğru
geçerler ve yarı haznede sperm tarafından döllenirler ve yumurta sarısı
ile kaplanmış ve kabuk beze ile gizlenirler. Daha sonra üreme
organlarına geçerler ve düzensiz yumurta kütlesi şeklinde depolanırlar.
Yeniden üreme sisteminin yanında, çok sayıda yanal
dallara sahip bağırsak solucanlarının vücut hacminin yüksek yüzdesini
teskil eden ikinci organdır. Nutrientlerin vücut hücresine transferinde
bağırsak sistemi (intestial), vucudun hemen hemen her tarafına uzanmış
olup vurucu cilia ile kaplanmışlardır. Yarı saydam solucanların
haricinde (Aquaplana sp.) bağırsak dallarının dağılımı ve onların
anotomik detayları gözlenmede çok zordur. Polycladlerin kör sindirme
sistemi bulunduğundan sindirilemeyen materyaller pharynx’e doğru yani
yiyeceklerin geldiği aynı açıklığa doğru dışlanırlar. Soldaki foto
(PHOTO © Bill Rudman) Paraplanocera oligoglena’nin ventral gorünüşünü
vermektedir ve hemen hemen transparent olan vucudun çoğu organlarını
gosterirler. Beyaz kollu merkezi yapı cok buruşuk pharyngeal tüpdür
(pharynx plicatus) ve ağıza doğru ağız vucudun merkezinde yerlemiştir.
Donuk beyazımsı network, vucudun çoğu bolgelerine uzanmış çok dallı
bagırsak ki bu solucanlara “polyclad” (yunanca = çok dallı) adı verilir.
Erkeğin ve dişinin diğer tüm organları yeniden üreme sistemidir. Salgı
ve osmoregulation için polycladler özel fonksiyonlu birimlere
sahiptirler, bunlara protonephridia (tekil protonephridium) denir. Onlar
iki veya daha fazla kapalı uzun tüp dalları halindeki networka benzerler
ve vucut boyunca uzanırlar. Osmotik su dengesini kontrol eden özel
yapılara sahiptirler ve böbreklerin atık suyu çıkarttığı gibi çalışırlar.
Vucut boyunca Protonephridium dallanma yüksek özellikli hücreler
tarafından cilia izli kap şeklindeki yapılarla kapatılmıştır. Cilia
vurusu, kırpışan aleve benzediği için bu hücreye “alev hücresi” adı
verilmiştir. Bu hücrelerden bir kaçı tüplü fonksiyonlar ile hücrelere
bağlantılıdır. İç sıvı nitrojen atıkla yüklenmiştir, tübe doğru
gitmesinde zorlanır ve alev hücreleri ile akan tüp sistemi yardımıyla
bir veya daha fazla boşluktan taşınırak yol alırlar ve son bölümde
atıklar gizlenir. Protonephridium ilkel böbreğe bir örnektir ve salgı
çıkaran ve osmoregulator bir sistem olarak gözönüne alınırlar.
Yassı Solucanlara Genel Giriş
Platyhelminthes (Yunanca: platy – flat, helminthes:
worm) Kingdom Animalia’ya ait olup bir baş ve uçta bir kuyruk ile
bölümlenmeyen yassı solucanlardır. Onlar en ilkel iki bacaklı, iki yanal
simetrik hayvan olarak düşünülürler. İki yanlı simetrik anlamı,
vucutlarının kıç eksen boyunca, üst ve alt yüzeyler olmak üzere
tariflenen anterior ve posterior bitişin bir ayna görüntüsünde olmasıdır.
Vucudun iki taraflı şekilli olması önemli bir özelliktir çünkü bu
cephalization’a bir örnektir ve kafanın duyu yapılarının konsantrasyonu
ve sinir fonksiyonu (kafa ganglion) yeralir. Bu da gelişimde önemli bir
eğilimdir.
Bunun ötesinde, yassı solucanlar triploblastikdir,
bunun anlamı vucut yapısı uç temel hücre yapısından meydana gelmesidir
(endoderm, mesoderm ve ectoderm). Üçüncü karaktere göre, onların
barsaktan başka vucut boşlukları yoktur (coclom) ve organizasyona
acoelomate adı verilmektedir. Anüsleri yoktur, bu nedenle, aynı
pharyngeal açıklığından hem yiyecek alımı ve hem de atığın dışarıya
atılması sağlanır. Dış hücre tabakası (=epidermis) ile belirgin ic
organların arasındaki boşluk bir yumuşak doku ile dolmuştur
(parenchyma). Mesodermal orijinli bu doku boşluklar tarafından ayıklanır
(=schizocoelium) ve nütrientleri vucudun kısımlarına taşımak için cok
dallanmış bağırsak mevcuttur. Terleme sistemi ve kan taşıma sistemi
tamamen yoktur ve bu nedenle oksijenin transferinde difüzyon kullanılır.
Bu da yassı solucanların düz olmasını sağlamaktadır. Metabolizimin
tesisinde, hiç bir hücre dışarıdan uzakta değildir, zorunlu olan vucut
şeklinin yassılanmasını sağlarlar. Hemen hemen bütün türler sahip
oldukları oldukca kompleks üreme sistemiyle hermaphrodites’lerdir. Çoğu
durumlarda, erkek ve dişi üreme yapılarının sayısı ve ayarlanması ile
oldukca belirgin özel türlerdir ve çok benzer türlerin morfolojisinin
ayırt edilmesinde taksonomik çalışmalarda kullanılabilirler. Yassi
solucanların uzunluğu bazı serbest yaşayan türlerde 0.4 mm ve parasitik
şekillilerde çeşitli metrelerde (fish tapeworm, Diphyllobothrium latum:
25 m in length) bulunurlar. Yassı solucanlar üç gruba ayrılırlar; 20,000
türü bilinen, 14,000 parasitler Cestoda (tapeworms) veya Trematoda
(flukes) sınıfına aittirler. Tapeworm vertebrate’de bağırsak
parasitleridir ve anatomik ve parasitims’in hayat tarihi ve
modifikasyonlarını gösterirler. Flukes tamamen parasitik olarak
bilinirler ve tape wormlara kıyasla kompleks hayat zincirine sahiptirler.
Bir kaç genç stepden geçerler; bir, iki veya daha fazla hayvanın
üzerinde yetişkin düzeye gelirler ve sonunda bir hayvanın üzerinde
parazitik olarak yaşarlar. Bunun karsıtı olarak, Turbellaria serbest
olarak yaşamakta olup tatlı suda ve nemli karasal ortamda
coğunluktadırlar. Turbellarian yassı solucanların çoğu denizel
ortamlarda ve okyanuslarda bentik olarak bulunurlar ve ayrıca sığ
sularda da çok bulunurlar. Turbellaria’nin bir taksonomik alt grubu
yüksek belirgin serbest yaşayan yassı solucanlar içeren order
Polycladida’dir. Bu order’in üyeleri anatomik olarak çok dallanmış ve
düzensiz bağırsak pharynx plicatus olarak buruşuklu pharygeal tüb ıle karakterıze edilirler. İlk bakışta, polyclad’ler çarpıcı şekilde goze
hoş gelen renkli yassı solucanlardır. Tropikal resiflerde 150 yıldır
yasadıkları bilinmektedir. Tropikal sularda yüzlerce türleri olduğuna
inanılmasına rağmen şimdiye kadar çok az kısmı tamamen tarif
edilebilmiştir.
Rejenerasyon
Karşıt olarak, yüksek vertebrates, bazı serbest
yaşayan yassı solucanlar yeniden oluşmada muhtesem kabiliyetli
olduklarını göstermektedir. Kafasının kesilmesi ve bir yenisinin
büyümesidir. Kafanın yanal olarak ikiye, üçe veya daha fazlaya
bölünmesiyle bir, iki, üç veya çok başlı solucan ile sonuçlanmasıdır.
Solucanlar on parçaya bölünebilirler on tamamlanmış küçük solucan
meydana gelir (Bakiniz: alt şekil, sol panel-tatlısu triclad Dagesia
tigrina). Biyologların yeniden büyümeye büyük ilgi duymaları nedeniyle
yeniden oluşumun üzerinde yapılan yoğun çalışmalar çeşitli yassı solucan
taxa sistem modeline servis yapmaktadır (Bakınız: Bölüm:
Sinirbiyolojisi’nde polycladler). Son zamanlarda, yeniden oluşum ile
ilgili detaylı bilgi temelde polycladler üzerindedir (Order: Polycladida)
ve tatlı su triclads (Order:Tricladida-üç-dört bağırsaklı anlamına gelir)
ve diğeri planarians olarak bilinir (Bakınız: Bölüm: Phytogeny).
Biyologların yeniden oluşumun üzerinde yüzyıldır
yaptığı çalışmalara rağmen, bazı sorulara cevaplar, özellikle yeniden
oluşumun kontrolu ve moleküler mekanism işleminin yakalanması zor
görünmektedir. Bilim adamları planaria’nin temelde yeniden oluşumun
yeteneğine sahip olduğuna hemfikirdirler ve neoblast adı verilen
emriyonik dal hücreleri depolanmasını kullanırlar. Türlere bağlı olarak
neoblastlar yetişkin solucanlarda toplam hücre sayısının 30% ‘unu
kapsarlar. Bu totiponent hücreler, solucanın vücudunda serpiştirilmiş
olup diğer hücre türlerinin büyümesinde yeteneklidirler ve iki rol
oynarlar. Onlar, normal fizyolojik koşullarda ölenin yerine yeni hücre
alarak yeniden oluşum için ham materyalini ve daha sonra iyileşmeyi
sağlarlar. Yeniden oluşum oldukça hızlıdır. Kesilmeden 15 dakika içinde
yaranın ucundaki epithelilal hücreler lesion’a yakındır. Birgün
içersinde, yüksek sayıda neblast yaralı epithelium altındaki yeni
diferansiyel yapılar büyüyen blastema içinde delil haline gelir ve
yeniden oluşumun kesilmeden 10 gün içersinde optimal koşullar altında
kaybolan kısımları tamamlanır (Baguma vd., 1994). Planaria kuvvetli
kafa-kuyruk organlarına sahiptir (anterior-posterior kutuplanma).
Kesildiğinde, anterior kesim yüzeyi hemen hemen daima yeniden oluşur ve
yeni bir kafayı üretir ve aynı zamanda posterior kesim yüzeyi kuyruk
yapıyı yeniden üretir. Solucanların bilgilerinin belirlenmesinin yeniden
üretimde bir baş ve bir kuyruktan olup olmadığına dair bir
mekanizmasının olması gereklidir. Şu anda, anterior ve posterior
kutuplaşmasını açıklayan iki adet hipotez mevcuttur. Biri yeni oluşan
epithelium arasında tumevarımsal iç hareket, başlangıç iyileşme işlemini
kapsar ve blastema hücrelerinin altından geçer. Diğer hipotez ise
anterior-posterior belirlenmesinde faktörlerinin moleküler gradientinin
sıralanmasını önerir. Deneysel datanın çokluğuna rağmen her bakış için
kesin bir delil yoktur. Çoğu tatlısu planaria sexual olarak yeniden
oluşur ve oviparoustur (yumurtanın kuluçkası ile depolanır). Bazı
türler parthenogenesis ile asexual yenide oluşum gösterirler. (spermsiz
olarak yumurtanın aktivitesi). Bununla birlikte, taxonomik ailenin
yassısolucanları Dugesiidae ve Planariidae (Order: Tricladida) nadir
olarak ikili bölünme ile yeniden ürerler (Bakınız: üst şekil, sağ panel-tatlısu
triclad Planarıa fissipara). Yetişkinler ikili bölünme ile bir küçük
kuyruk parçası pharynx diferansiyeli ve iki hafta içinde de beslenen
solucan haline gelir. Dugesia trigria’nin tabi olduğu toplulukta yeniden
üreme araştırmalarında optimal sıcaklık koşullarının 24 C altında
solucanların 20% si bölünme ile olduğu ortaya çıkmıştır. Çift bölünme
ile asexual üreme bu dokumanda da belirtildiği gibi deniz polycladlerde
de mümkündür (Bakınız: soldaki foto). Prostheceraeus (Familya:
Euryleptidae)’nin polyclad’i de bölünme işlemini vermektedir. Kuyruk
parçası ok ile belirlenmiş ve bölünmeden sonra yeni bir solucan
oluşturarak ve alt hücre yeniden organasyon olacaktır. Bununla birlikte,
yeniden üreme işlemi hakkında diğer bir açıklama, diğer hayvanların
atağından ve “kuyruk kısmının bölünmesi” nden sonra beslenme amaclı
ataklar neticesinde (Bakınız: Bölüm. Predation ve Defence) oluşmasıdır.
Yiyecek ve Beslenme
Çoğu bilinen, polycladler aktif etobur hayvanlardır
ve leşle beslenirler ve aynı zamanda çeşitli sessile invertebrateslerin
beslenmesinde kullanılırlar. Bazı türleri herbivorous olup yeşil alg ve
bentik diatom’da özelleşmişlerdir. Acoella order’inin bir kaç yassı
solucan türlerinde (bir eski taksonomik order, Polycladida’den ayırt
edilen) sindirilen mikroalgler derecelenmemiştir ama endosymbionts (Zoochlorella)
haline gelmiştir. Bu symbiotik ilişkide bağırsakta alg fotosentezde
aktif olarak kalarak pareneyma hücre ve solucanların energy
depolanmasında önemli katkılarda bulunur.
Convoluta (canvolata reocoffansis - sağdaki foto
Arthur Hauck)’nın bazı türleri genç solucanlar yüksek sayıdadırlar (Tetraselmis
convolata, her bireyde takriben 25,000 adet). Yetişkin duruma
geldiklerinde, canalıcı anotemiksel olarak değişimlerinin yansımasında
endosysmbiontlara bağlıdır ve pharynx ve ağız fonksiyonlarının
kaybederler. Beslenme için, C. roscoffensis alçak gelgitin parlak
ışığında yüzeye gelir ve orada symbiotic alg vücudun epidermis boyunca
serpilmişlerdir ve aktif olarak fotosentetiktirler (Holligan vd., 1977).
Algler tarafından üretilen yiyecek (şeker) yassı solucanlar tarafından
kullanılır. Bu manzara Fransa’nın korunmus kumlu sahillerinde ve
İngiltere’nin bazı bölgelerinde gözlenebilir. Optimum cevresel
pozisyonlarda bu solucanlar alçak gelgitte kumda mükemmel yeşil yapılar
yapar. Pseudocerotidae familyasının birçok türü koloni yaşamayı tercih
etttikleri düşünülmektedir ve katı ascidianlar, süngerler, ve
bryozoonlar rejimlerinde normal özellik göstermezler. Beslenmede, çok
buruşuk pharynx (pharynx plicatus) niçin ve nezaman kullanılmadığında
bir cep içinde, çıkıntılarda koloni ascidianlarda bireysel zooidlerde
genişlemis olabilirler. Proteolytic nesneleri dışarı atarken dokusal
dallı bağırsak oluşmuştur. Gastrovascular boşluk, bütün besin
parçalarını vucudun tamamına transfer eder.
Pseudobiceros türlerinin gözlemi önerilir, av
hayvanı dokusal pharynx tarafından yütülür (Bakınız: aşağıdaki görüntü)
ve bütün hayvanlarda aynı ölçüde genişlerler. Bu türler, katı ascidian
Corella willmeriana mantosuna sızar ve delme deliğini kullanarak birkaç
saatte tamamını emerler. Tunicate’nin içersinde gençler bile bulunmuştur.
Bütün şeyleri yedikten sonra, kayalara çapraz olarak sürünürler. Yassı
solucanların yığını oluştuğunda insanlık açısından denizel ortamında bir
felaket etkisi sözkonusudur. Tropikal polycladler istiridye’nin
musibetidir ve dev deniz taraklarıdır (Stylochus matatası).
Gastrovasküler boşluğundaki besinler yiyecek parçacıklarının ileri
enzimatik derecelenmesinden sonra bağırsak dallarına doğru transfer
olurlar ve yüksek bir absorb edebilen yüzeye benzerler. Çoğu yiyecek
parçacıkları gastrodermal hücre tabakasının phagocytosis tarafından
yutulurlar ve ileri enzimatik düzeyde iç hücresel parçalanma oluşur.
Sindirilemeyen materyal pharynx’a doğru, yani yiyeceklerin girdiği
deliğe doğru atılırlar, çünkü yassı solucanların kör sindirim sistemi
bulunmaktadır. Bazı türlerde bu gözlenmiştir ve sindirimin
tamamlanmasından sonra bağırsak fıskırtılan su yardımıyla temizlenir.
Tür çeşitliliği ve polyclad yassı solucanların
değişimi tropikal suların inanılmaz değişimi ile taxon’a benzer (Newman & Cannon, 1994), Bakınız.Bölüm: Taxonomi). Oldukça uzun zamanda, renk
izleri muhteşem renklenmiş olan solucanlar sınıflandırılmada yeterli
düşünülmüştür (Hyman, 1954, 1959). Bununla birlikte, birçok türlerin
tanımlanmasında yeterli kimliğe sahip değildirler (Faubel, 1983, 1984).
Newman & Cannon (1994)’de yaptıkları arazi çalışmalarında farklı
genera’da (Pseudoceros - Pseudobiceros; Pseudoceros - Pseudoceros) çok
benzer ve hemen hemen tamamen aynı renkli izleri taşıdığı ortaya
çıkmıştır ve türler arası farklılığında farklı aileler üzerinde (Pseudocerotidae-Euryleptidae)
daha detaylı inceleme gereklidir. Mukayese anatomisi uygun karakterleri
kullanılarak göz numarası, göz ayarı, yalancı dokanakların şekli,
pharynx ve özellikle üreme sisteminin ince yapısının analizi
kanıtlanması için turbellarianlarin tür diagnosisleri için temel araçtır
(Newman & Cannon, 1994). Erkek ve dişi üreme yapılarının seri olarak
yeniden yapımı zordur ve özel lab aletlerine ihtiyaç vardır ve uzmanlar
tarafından arzu edilir. Son zamanlarda, benzer polyclad türlerini ayırt
etmede, molekuler data (DNA) sıklığı kullanılmıştır.
Böyle araçları kullanmadan, polyclad yassı
solucanların sınıflandırılması bazı durumlarda hatalı olabilir. Benzer
renk izleri büyük farkla benzemesine rağmen ayni genetiksel olarak
belirlenmiş renk ve örnek çeşitliliği ayni tür özellilerine sahiptir.
Diğer bir değişle, tamamen aynı renkteki örnek belki farklı türde
genera’ya veya hatta familya üyesi olabilir. Bu nedenle, eğer benzer
renk örneklerinde olan iki polyclad örneği mukayese edıldiklerinde,
çeşitli mümkün senaryolar akla uygundur.
1)
Farklı genera ve hatta familyaya sahip solucanlarda, genel
seçilmiş basınç ve aynı çevre kosulları altında aynı renk örneklerinin
gelişiminde evrimsel gelişim kuvvetlidir. Phylogenetik terim açıklaması;
bir benzer renk ilişkili gene seti (=allels) veya bir müşterek gene
farklılığı phenotype sonuçlari üzerinde secilmiş basınç tarafından
tercih edilir. Bu gibi olayların sıklığı analogous gelişim olarak
düşünülür.
2)
İkinci senaryoda, iki solucan aynı atayı paylaşırlar. Tahminler
ışığında, bu ata daha önce avantajlı renklere ulaşmıştır, her iki
örneğin renkli izlerinin mukayesesi hatta anotomiksel ve diğer genetik
farklılıklara rağmen çok benzer olabilir.
3)
Evrim gelişmekte olan işlemdir ve hiçbir zaman durmaz! Genesin
renk örnek ilişkisinde gelişigüzel müşterekliliği, protein kodlama
bölgelerinde veya düzenli DNA sıklığında, ışık, sıcaklık, beslenme gibi
çevresel faktörlerin etkileri ile beraber polyclad renk izlerini
etkilemektedir. Rahatça söylenebilir ki, evrim renkler ile oynamadır.
Varsayılan predatörlerin farklılığı daha etkilidir: Mimicry ve Predation
ve Defence). Phylogenetik zaman aralığında, bir türün görünümünde veya
spectation değişim atlamasında, yeni türlerin tehlikesinde önder
olabilir. Takip eden foto paneli açıkca ortaya koymakta ve farklı türler
ile bir tek türün üyeleri arasında renk izlerini açıkca göstermektedir.
Solucanların morfolojik ve DNA sıklığının kilitlenmesi nedeniyle hangi
tariflenmiş senaryoların örnek için uygun olduğu gerçekte belirsizdir.
Toxin Aposematic renklenme (Bakiniz.Bölüm: Mimicry) denizel invertebrate
hayvanların içersinde bilinen genel defense mekanizmasıdır. Çok sayıda
göze çarpan renkli slugları toxic alıkonmuştur. Polyclad yassı
solucanlar açısından doğrudur. Polyclad yassı solucanların Pseudoceron
concineu ve Planocera tentaculata kimyasal defens araştırması ve
staurosporine türevlenmesi gibi yüksek toxic kimyasal bileşen açığa
çıkarmıştır (Schupp vd., 1977 ve 1999) ve tetrododoxin (Miyazama vd.,
1987).
Tetrodotoxin proteinsiz bileşen (aminoperhydroqumazoline)
olup günümüzde bilinen en kuvvetli paralytic toxinlerden birisidir.
Sodyum (Na+) kanallarında voltaj-kapılı cok belirgin
engelleyicidir ve büyük integral protein üyesi sinirsel hücrelerin
plazma membranına doğru boşluk oluşturur ve Na+ iyonlarına
izin verir. Çeşitli uyarıcı cevaplar, boşluklar (=genes), ve açık ve
kapalı mebrane potensiyelinin değişimi gibi hücre dışı ve içi belirli
kimyasalların varlığı ve uygun fonksiyonelliği sinirsel hareket
potensiyelinde temel teşkil etmektedir. Bunula birlikte, tetrododoxin
kanalları bloke eder. Tetrodotoxin ve onun habercisi yüksek
konsantrasyonlu mukus, sindirim organlarında, polyclad Planocera
multietentacula (Miyazawa vd. 1987, Noguchi vd, 1991) yumurtalarda ve
üreme organlarında önerirler. Yassı solucanlar predatorlere karşı defans
ve alarm maddesi tetratoxine sahiptir.
Tetratoxin geniş farklı hayvan örnekleri tarafından
izole edilmiştir bunlar pufferfish (photo: Arothon nigropunctatus,
order: Tetraodontiformers), parrotfish, genus Atelopus’un zehirli oklu
kurbagalar, mavi-cevreli ahtopot, deniz yıldızı, angelfish ve xanthid
crabdir. Japon mutfağında pufferfish hassas olduğundan, tetrodoxoxinden
zehirlenme Japonya’da halk sağlığını ilgilendirmektedir. Yumurtalık,
çiğer, bağırsak ve pufferfish derisi tetradotoxin miktarını içerir ve bu
da hızlı ve zorlu üremeye yeterlidir. Geleneksel olarak çok küçük
miktarda ciğer et ile tüketilir. Dudakların oluşum duygusu ve dil gercek
akşam yemeği tecrübesidir. Fugu’nun hazırlanması ve satışı özel
restaurantlarda olduğundan oradakiler eğitilir ve evde hazırlanmasından
ve tüketiminden yanlış tanımlandığı ve yanlış donmuş balık ürünleri
nedeniyle bireysel olarak zehirleme olayı (30/100 kışı/yıl) olur.
Pufferfish zehirliliği hakkında daha fazla bilgi için Bakınız. FDA/CFSAN
web sitesinde Amerikan Besin Emniyeti & Nutrient Aplikasyonu’na
başvurunuz.
Eşleşme ve Üreme
Polycladler oldukça ilkel oldukları için kimyasal
bilesenler besin bulmada ve partneri ile arkadaşlık kurmasında anahtar
rol oynarlar. Büyük yalancı dokanaclarda anterior sinirinin ayrıntıyla
donatılması bir delildir ve bu solucanlar temelde resif çevrenin
kavranmasında ve davranışlarıyla kararda kimyasal duyu aleti olarak
kullanılır.
Genel olarak, polycladler derialtında erkek ve dişi
üreme organlarina sahiptirler. Onlar karşılıklı dollenme ile birleşerek
çiftleşirler. Bir kere, aynı türe sahip yetişkin solucan oldukca kaba
çiftleşme hareketi yaparlar, bu derialtı döllenme olarak tarif edilir (üst
görüntü, Pseudoceros bifurcus). Solucanların çiftleşme zamanında
birbirlerine doğru hareket ettiği, değdiği ve birbirlerine
sarıldıklarında (sol görüntü aşağıda, Pseudoceros graveri) eş zamanlı
olarak penis papillae ve stylet dışarı çıkar (İki görüntü aşağı sağda,
Pseudobiceros bedfordi). Onlar, daha sonra birbirlerini başka yere
çekmeyi denerler, bazen de kendi ortaklarına zarara sebep verirler.
Yaralı solucanlar 24 saatte sağlıklarına yeniden kavuşurlar. Ne zamanki
biri diğerine penetre ederse, birkaç dakika partnerinin epidermiste
içine oturtur. Bu zamanda, erkek dol hücresi partnerine enjekte edilir (Üst
görüntü, sağ).
Son zamanlarda, Pseudoceros bifus’in eşleşme
davranışları gözlenmesinde (Michiels& Newman, Nature, vol.391:647),
bireysel polyclad sperm vermeyi arttırır. Erkekler için, spermlerin
enjeksiyonu direk yumurtalara gider ki orada dişi yarasının
iyileşmesinin maliyeti taşıma kapasitesini ve döllenmede kontrolu
kaybeder. Bu nedenle, dişilerdeki çok kuvvetli secme bu maliyetten
kaçınmaktadır. Bu arka yukarı ile buna ulaşılır, bir eş davranışı her
iki striking ve parrying’de etkilidir. Bireyselde her ikisi de deneme
cekingesiyle davranırlar. Gelişme olarakta bu girişim sperm donatısında
daha fazla sperm verilmesini sağlar. Daha fazla başarılı döllenme ile
daha iyi döllenme sağlar.
Derialtı döllenmeden sonra sperm aktif olarak
parenchyma yumurta kanalına doğru hareket eder. Onlar muhtemelen oocytes
tarafından veya dişi üreme kanalının değer hücrelerde serbest hale
getirilen moleküllerin gradienti tarafından cazip olurlar. Döllenmiş
yumurtalar daha sonra birkaç yüz yumurtanın düzensiz yumurta yığını
halinde depolanir ki daha sonra sıkıca paketlenmiş bir tabaka haline
gelirler. Diğerinde, iri çakılların altında ascidian kolonileri halinde
bulunurlar ve tercih ettikleri avlanmadan biridir. Serbestce yüzmenin
gelişmesinden on gün sonra, transparent larva kuluçkası oluşur
(=Muller’s larva). Çizelgeden de anlaşılacağı gibi gelişmelerinde
bibirini takip eden üç step vardır. Müller larvası sekiz lob tarafından
karakterize edilirler. Loblar vurus yapan cilia taşırlar ki bu ciliate’e
benzer yüzmeye izin verir (en soldaki foto: koyu arazi mikroskobu
altındaki larva stepi). Larva plaktonik bölüme girerek yerleşmeden ve
metamorfize olmadan önce birkaç gün yüzer. Gelişmesi esnasında, larva
lobları absorbe olmaya devam eder ki orada sindirimleri gelisir.
Minyatür yetişkin solucanlar haline gelindiğinde metamorfoz tamamlanır,
yanlızca birkaç mm boyutundadırlar ve hayatın bentik bölümüne girerler.
Larvaların nudibranch metamorfisinde yapılan gelişmiş ileri düzeyde
çalışmalardan elde edilen bilgilere göre, türlerin tercih ettiği
besinler tarafından kimyasal bileşikler üretilmesi hedeflenir. Bu
mekanizma, yerleşme alanı genç organizmaların yetişmesinde yeterli
yiyecek sağlamasına emin olur ve bu nedenle, bu hayatta kalabilmek için
daha büyük bir şanstır. Polycladler lab. koşullari altında larva halinde
yerleşmeksizin kuluçka olduktan sonra iki hafta içersinde solucan
olabildikleri için, polycladlerin bentik hayat bölümüne girmelerinde dış
güçlerin zorunluluğu bilinmemektedir.
Polycladlerin Taksonomisi
Polycladida (class: Turbellaria)’nin taksonomik
order’i bir kaç yüz tanımlanmıs türleri kapsar. Bunların çoğunluğu (7
adet genera’da 200 kadar tür) ve Pseudocerotidal familyasında
toplanırlar ki bu bugünün en iyi tropikal polyclad familyası olarak
kabul edilir. Pseudocerotis en muhteşem renkli yassı solucanlardır ve
daha sonraki en belirgin tropikal polyclad ailesinden Euryleptidae (130
türle birlikte) buruşuk pharynxleri tarafından karaterize edilirler ve
ayırt edilirler ve aynı zamanda onlarda tüp halinde pharynx mevcuttur.
Pseudocerotidsin diğer genera’si daha az yanıltıcı olmakla birlikte çok
az bilinmektedir. Bazıları hatta monospecific’tir. Polyclad yassı
solucanlar için Tayler. S & Bush L.F, 1988 web sayfasına giriniz.
Turbellarian platyhelminths Taxonomisi
Polyclad yassı solucanlar üzerinde taxonomik
çalışmalar oldukça zordur. Onların uygun boyut, şekil, renk ve
markalamaları, göz ayarlamaları, yalancı dokanaçlar, pharynx,
gonopore’ların topoğrafyası ve emme gibi karakteleri gözonüne
alınmalıdır. Bazı durumlarda, tanımlamada bu karakterler yetersiz ise,
üreme sisteminin karşılaştırmalı morfolojisi özel lab. aletleri
kullanılması temel araçtır ve uzmanlar tarafından tercih edilir. Son
zamanlarda, moleküler DNA (DNA sıklığı) ayni türdeki benzer
polycladlerin farklılığının ayırt edilmesinde kullanılmaktadır (Bakınız.Bölüm:Phylogeny).
Takip eden tablo dalan ve UW fotoğrafcılar için polyclad yassı
solucanların tanımlanmasında faydalı bir araçtır.
Filojeny
İlk Metozoa’nın hemen hemen radyal hayvan olduğu için,
iki taraflı simetrik (Bilateral) nin radyal atalarından yayılmıştır ve
radyalden iki taraflı simetri arasında değişim olmuştur. Bu değişim hala
oluşmaktadır ve çeşitli yüksek düzeyde spekulatif bağlantılar
yapılmıştır (Brusca & Brusca, 1995). Paleontolojik ve moleküler data
gösterir ki çoğu iki taraflı phyla ve Cambrian explosion zamanında
bölünmüşlerdir, M.O. 56 ve 520 yıllarında oluşmuştur (Wang, vd., 1999).
Phylum platyhelminthes erken Metasoanın farklı grup oluşturduğu ki bu
metazoa’nin orijini ve evriminin anlaşılmasında anahtar rol oynamıştır.
Coğu zooloji ders kitaplarında, erken ortaya çıkan clade formasyonu, iki
taraflı simetri (Bilatera) ile bütün hayvanların kızkardeş grubu olarak
tarif edilmiştir. Diğer yazarlar görmüşlerdir ki, çoğu Protostomia’nin
kızkardeş grubu veya grup protostome coelomate atalarından türemişlerdir.
Filojenik yerleşmenin doğruluğu esas zorluluktur ve bütün
Platyhelminthes için synapomorfilerin iknasının kapanmasıdır. Bu
belirtir ki onlar polyphyletic’tir. Basitleştirilmiş taxonomik şekilde,
phylum Platyhelminthes dört sınıfı tutar. Trematodal (fluxes), monogenea
ve Cestoda (tapeworms) ki bunlar vertabratenin endo/ectoparasiteyi sunar.
Bazıları kompleks, hayat döngüşü, ve sınıf Turbellaria ana serbest
yaşayan yassı solucan türlerini verir. Turbellaria 9 adet order içerir.
Coğu açıklanan orderler bu çizelgede gösterilmemiştir.
Acoel yassı solucan (Acoela) uzun zamandır,
Turbellaria’nin order’i olarak sınıflandırılmıştır. Onlar en ilkel
turbellarian order olarak düşünülmüş ve bazal metazoan olarak
manzaralanmıştır ki ciliate protozoans (=syncytial veya ciliate=acoel
theory) veya diploblast ve triploblast arasında direk link vardır (=planuloid-acoeloid
theory)’den evrim geçirerek oluşmuşlardır. Onların basit organizasyonu
yorumlanmıştır ve daha kompleks ataları (regressive evrim) ikincil
özelliklerinin kaybolması incelenmiştir. Bugün, teorinin destek
delillerinin birçok çizgisi, bilinmeyen iki taraflı atalardan Kambrien
radyasyondan önce.
acoels dallanmasıyla olmuştur. Örneğin, aceoller
diğer platyhelminthes iki loblu ve neuropile’li beyinleri var olup sinir
hücreleri ile cevrilmiş olduğunu sinir sistemi yapısı işaret eder (Bakınız.
Bölüm: Polyclad ve Neurobiology). Karşıt olarak, acoellerin sinir
sistemi sinir hücrelerinin salkımı tarafından basit beyin olarak
oluşmuştur ve cok sayıda uzun sinir kordları ortagon yapmazlar (Ruitz-Trillo
vd., 1999).
Son zamanlarda, DNA (desorxy-bonucleic acid)
moleküler teknik ve protein sıklığı başarılı kullanılmıştır.
Phylogenetic hayat ağacı kurulur ve hayvan taxa’ları arasında
filojenetik ilişkisi araştırılır. En yaygını, DNA sıklığı yüksek
düzeydeki gene’leri muhafaza etmesidir, mesela, ribozomal RNA (rRNA)
genes kodu bu gibi çalışmalarda kullanılmıştır.
18 S ribozomal DNA genesinin sıklık datası
mukayesesinde ve diğer Metazoa kanıtları Acoel’in Platyhelminthes’e ait
olmadığı belirlenmiştir. Bu buluşlar önerirki basit radyal simetrik
organizma (jelyfish gibi) ve daha komplex iki taraflı simetrik
organizmalar (arthropods ve vertebrates) boşluk (gap) vardır. Onlar
kendi phylum’larına yerleştirilmelidirler (Ruisz Trillo vd., 1999).
Bazı çarpıcı özellikleri vermesi polyclad genera’da
en yaygın tanımlamada yardımcı olacaktır. DNA sıklılığı dataları aynı
zamanda aynı organizmaların morfolojilerinin ayırt edilmesinde de
kullanılır. Bu Goggin & Newmann (1996) tarafından pseudoceroid
turbellarianlar için teşhir edilmiştir. Ribozomdaki RNA (rRNA) gene
salkımındaki spacer-1 (JTS-1)’dan elde edilen Nucleotide sıklığı
dataları (Pseudoceros jebborun, Pseudoceros paralaticlavus) ve
pseudocerotid polycladların generasında (Ps. jebborum ve paralatic lavus
versus Pseudobiceros gratus) türlerin ayırt edilmesinde kullanılmıştır.
Ps’in ITS-1’nin nukleotide sıklığı Ps. paralatic lavus’dan 6% farklıdır
ve Pseudobiceros gratus’tan 36% farklıdır. Beklenildiği gibi bu sonuçlar
aynı genusun türleri farklı genera’dan alınan türlere kıyasla
phylogenetiksel olarak yakın ilişkili olduğunu
kanıtlamaktadır. Bu nedenle, ITS-1’den elde edilen data sıklığı
pseudocerotid yassı solucanlar ayırt edilmesinde faydalı bir taksonomik
araçtır.
Ribozomal DNA Salkımı
Büyümekte olan bir hücre 10 Mio ribozomlar ihtiva
eder, protein üretiminde hücresel araçtır (mRNA’nin proteine transferi).
Ribozomal RNA her tip ribozomal RNA molekülü (5 S, 5.8 S, 18 S, 28 S
rRNA) nin temel yapısal komponenttir ve protein sentezinde hücre
ihtiyaçlarında birleşmesi açısından her hücre generasyonunda sentez
edilmelidir. Ribozomal RNA’nın yeterli miktarda üretimi için eukaryotic
hücreler ribosomal RNA (rRNA genes = rDNA) nın kollanmasında çok sayıda
genes kopyası içerirler. İnsan hücreleri her haploid genome’de aşağı
yukarı 200 rRNA gene kopyası içerirler ve beş farklı kromozomda
(chromosomes 13, 14, 15, 21, 22) küçük salkımlar halinde dağılmışlardır.
Kurbağa hücreleri Xenopus leveis bir kromozomda bir tek salkımda 600
rRNA gene kopyası içerir. Bununla birlikte, genel rRNA izleri bir
kromozomda bir tek salkımda rRNA gene organizasyonunun genel izinde
bütün eukayot hücrelerde tamamen aynıdır. Verilen kromozomda yüksek
dereceden rRNA genesinin çok sayıda kopyasının gelişigüzel serileri
ayarlanmıştır, her bir gene diğer bolgedekinden ayrılmıştır, DNA boşluk
yaratıcı olarak da bilinir ve türler içinde uzunluğu ve sıklığı
değişmektedir. Bir tek salkım rRNA genes’i 18 S, 5.8 S, ve 28 S rRNA
molekülü içerir ki o (ITS-1 ve ITS-2) tarafından içten ayrılır. Bitişik
salkımlar 10,000 nucleotide uzunluğundadır ve herbiri dışsa açıklı
bölgeler (ETS) olarak ayrılmıştır.
rRNA genes’i RNA polymerase tarafından kopya
edilmiştir ve her bir genes seti aynı temel RNA’yi üretir, 45 S öncü
rRNA (pre-rRNA) olarak bilinir. Önce kurulmuş ribozomal
partiküllerindeki nukleusu terkeder, 45 S pre-rRNA (takriben 5,000
nucleotides, 18 S Rrna (takriben 2,000 nucleotides, ve 5.8 rRNA (
takriben 160 nucleotides). Geri kalan kısımda her temel kopya (ETS,
ITS-1 ve ITS-2) olarak derecelenmistir. Takriben 200 farklı hücresel
protein ve bir 5 S rRNA diğer kromozom locus’tan türetilir ve
ribozomların paketlenmesinde yeni sentezlenmiş rRNA kullanılmıştır. Bu
paketleme nucleusta oluşur ve bu büyük geçirgen yapı nucleus olarak
adlandırılır.
Bozulmamış rRNA molekulleri ribosome üretiminde temel
olduğu için, protein sentezi ve hüçre fonksiyonu, kuvvetli basınç
seciminde (evrim) fonksiyonel rRNA mevcuttur. Böylece, ecukaryotic
hücrelerde çoğu genişler ribosomal genese bağlıdır bu da müthiş bir
benzerlik sıklığı gösterir ve hatta phylogenetik taxa dahil olmak üzere.
Bununla birlikte, iç alan bölgede (ITS-1 ve ITS-2) daha az homoloji
bulunmuştur çünkü bu DNA bölgeleri yapısal RNA’ya katkıda bulunmaz. Bu
nedenle, daha az secilmiş basınç uygulanmakta ve DNA sıklığı da farklı
olmaktadır (müşterek nokta), aynı genusun türleri arasında bile bu
bölgede elde edilmiştir. Bu ilişki rDNA datasındaki molekuler özellikler
(Hayat ağaçi) çok faydalıdır ve yakın ilişkili türlerin ayırt
edilmesinde kullanılır.
Neurobiyolojide Polycladler
Serbest yaşayan polyclad yassı solucanlarda Notoplana
acticola gibi beyin ve peripheral sinir network araştırma halindeki en
ilkelsinir sistemini sunar. Küçük ama iyi tanımlanmış beyin (sağ panel)
ve uzun sinir ipleri ve çapraz hatlar tarafından çok sayıda dairesel
motoneuronlarla bağlanmıstır. Bu sinir sistemi yassı solucanların
cevresel değişimlerinin iç ve dış etkileri mümkündür.
Yüzeysel olarak Netoplama articola’nin beyni diğer
invertebratedekilere benzemesine rağmen hücreleri cok sayıda vertebrate
özelliklerine sahiptir. Hücre tiplerinde tamamlanmış, dallanmış izlerle
beraber çok şaşırtıcı farklılık vardır. Çok kutuplu neurone’ler yaygın
tipik, iki kutuplu hücreler olarak ayırt edilebilir. Küçük çok kutuplu
hücreler glial veya interneurones beyinde serpiştirilmiş olarak
bulunmuştur (Keenaneld, 1981). Daha önceki çizimden çıkartıldığı gibi,
bazı tabaka tarafından çevrilmiştir. Uzun sinir kordları ve neuronlar
dairesel alıcı hücreleri bağlar (ocellinin fotoduyarlı hücreleri)
beyinden direk olarak uzanırlar. Ventral sinir kordu dorsal sinir
korduna nazaran daha kuvvetli gelişmiştir.
Yassı solucanlar Sinirbiyolojisi araştırmaları, beyin
araştırmaları açısından en mükemmel model sistemidir cünkü oldukça ince
olup beyinleri birkaç mm büyüklüğünde yanlızca birkaç 100 – 1000 hücre
içeriler ve deneysel çalışmalarda hazırlanmıştır. Son zamanlarda,
çeşitli konular sinirselbiyoloji ve elektrofizyoloji ilgisi
adreslenmiştir.
Cytoarchitecture’in Analizi ve Sinirsel Bağlantılar
Bu sayfadaki bilgilerin Powerpoint Sunumunu (ppt dosyasını) www.sunumbankasi.net adresinde bulabilirsiniz
You can find the powerpoint presentation of this web page content at www.sunumbankasi.net
Polyclad yassı solucanların beyinlerinin üç boyutlu
yapısınin kontrolu için sinir hücreleri özel olarak boyanmıştır. Camillo
Golpi (1843-1926) metoduna göre yürütülmüştür (20. yüzyil biyologlar
tarafından bilinenlerden en iyisi). Florosan boyaları kullanılarak ic
hücrelerdeki iontofarlar ile beyin içindeki sinir konfigürasyonu
araştırılmıştır. Bu deneysel yaklaşımda, Koopwitz ve arkadaşları (1966)
tarafında belirlendiği gibi, Notoplana articula’nin örneği aneztezi
edilmiştir. Sonuç olarak, sinir sistemi dakika cubuğu ve aletleri
kullanılarak belirlenmiştir. Beyin örtüsü protesae sindirimi ile ortadan
kaldırıldı, beyine ve ganglion hücrelerine direk girebilmek için tek
sinir hücrelerinde ultra ince cam mikroelektrot tekniği kullanılmıştır
ve lucifer yellow gibi florosan boya ile doldurulmuştur. Enjekte edilen
boya hücre içinde sağa doğru axonların ucuna kadar göç etmiş ve florosan
mikroskopta izlenmiştir.
Laser taramalı florosan mikroskobu kullanarak digital
data serili iki-boyutlu resimlerden üç-boyutluya çevrildi ve mümkün olan
polyclad beynindeki sinirsel cytoarchhitecture gelişmeler harita haline
getirilmiştir.
Sinir Tamir ve Sinirsel Plastisite Çalışmaları
Şimdiye kadar incelenen bütün invertebrate ve
vertebrate türlerideki çalışmalara göre, Notoplana acticola beyin dokusu
yeniden üretemez. Bununla birlikte, sinirsel tamir hızlı ve yüksek
oranda elverişlidir. Polyclad beyni yassı solucana taşındığında yeni
bağlantılar organ nakli edilen beyin ile dairesel network sinir alıcı
uçları ameliyattan 24 saat sonra tesis edilmiştir. Bunun gibi organ
nakli deneyler Davies ve çalışma arkadaşları (1985) tarafından tarif
edilmiştir. Deneylerde dört beyin organ nakli oryentasyonu; normal, ters,
ters yüz, ve ters ters yüz olmak üzere kullanılmıştır. Beyin organ
naklinin fonksiyonu test edildi ve her iki davranış ve elektrofizyolojik
kriterler olçülmüştür. 23 gün içinde, organ naklinin 56% si solucan ve
diğerleri organ naklinin iyileştirilmesindeki doğru davranış, kaçınma
dönüşü, ditatix hareket, ve beslenme gibi dört davranışta test
edilmislerdir. Beyindeki mevcut sinirler kendilerine en yakın dairesel
sinirlerle birleşirler. Ameliyattan 36 sonra bazı normal davranışlar
gözlenebilir. Kontrol eksikliği olan yassı solucanlar organ nakli
olmadan davranışlarını kurtaramazlar. Birkaç beyin davranışında hücre
içi kayıtlar da dairesel sinir hücreleri ile uygun bağlantılar yeniden
kurulmuştur. Bu sinirlerdeki boyanmış hücreler ters oryentasyonlu beyin
ortaya çıkarmıştır, bireysel sinir hücre işlemlerinin beyini
terketmesinden sonra uygun olmayan bir şekilde sinir kordu ile ilişki
kurmakta olup, bazı işlemlerde 180 0 li sinir kordu , ki
onlar normal olarak yerleşen operasyona maruz kalmamış solucanlardır
(Davies vd, 1985).
Molekuler temeli ve yeniden bağlanan belirgin
sinirleri ortaya çıkarmak çok ilginçtir. Konakladığı hayvanın
davranışında bazı bilgiler çok önemlidir, paraplegia veya kazadan sonra
sinir sisteminin ciddi olarak yaralanması gibi.
Dağıtım ve Buluş
Polycladler boyutları, renk örnekleri, sıvı içindeki
hareketleri nedeniyle SCUBA dalgıçları tarafından tesbit edilebilirler.
En yaygını, gün esnasında onlar resif eğimlerin dışında, üzerinde veya
uçlarında görülebilirler. Onlar yarıklarda, kaya altlarında, bazende
çıplak sedimentlerde veya çamurlu tabakalarda bulunurlar. Bazı türleri
resif sırtlarında yüzerken görülmüşlerdir. Polycladler tercih ettikleri
yiyeceklerin üstünde veya yanında dinlenirler çok nadiren de olsa
süngerlerin veya koloni ascidianlarin üzerinde , çoğu resif sırtında çok
iri çakılların altında bulunmuşlardır. Crytic türleri çok ender
bulunurlar çünkü kendilerinin normal hayatları zamanında yeraltında
karışmışlardır.
SCUBA dalgıçlarına ve UW fotoğrafçılarından ilgi
duyanlara polyclad türlerini bulmak için çakıl altlarında ve çoral
taşlarının etrafında bulabileceklerini tavsiye ederiz. Şans ve sabırla
polyclad türleri bulunabilir. Bununla birlikte, bu hassas solucanlara
dikkatlice değmek ve ele almak gerekmektedir. Polycladler stress altında
kendi-kendini imha etme özellikleri vardır. Onlar otoliz, mukoz
parçalarını kirarlar veya buruştururlar ve daha sonra yapılacak
incelemeler için fotoğraf çekilmesini imkansız hale getirirler. Bununda
ötesinde, kendi belirgin renkli örneklerini kaybederler. Bu nedenle çoğu
fotoğraflar mümkün olduğu kadar onlari yaşam yerinden rahatsız
edilmemelidir.Yeni türlerin tarifi, örneklerin toplama, koruma, ve
detaylı çalışmada, tamirde özel teknikler mümkündür. Polyclad’e ilgi
duyan dalgıçlar yeni türlerin tanımlanmasında katkıda bulunacakların
Dr.Leslie Newman ile kontak kurmaları (Schooling Resource Science and
Management, Southern Cross University, P.O. Box 117, Lismore, NSW,
Australi 2480) çünkü kendisi tamir ve koruma konusunda güvenilir metod
geliştirmiştir. Leslia şimdi Indo-Pacific polycladlar üzerinde
çalışmaktadır. Dünya capında 350 tür içeren database ile onların besin
ve üremeleri hakkında bilgi vermektedir.
Oya Bezen Çakın
04/00/3906