ATLANTİK SOMON :
SALMO SALAR
SİSTEMATİĞİ:
Süperkingdom :
Eukaryota
Kingdom : Animalia
Subkingdom :
Metazoa
Phylum : Chordata
Subphylum :
Vertebrata
Superclass :
Neopterygii
Classis : Teleostei
Subclassis : Euteleostei
Superordo :
Acanthopterygii
Ordo :
Salmoniformes
Subordo : Salmonoidei
Familya
: Salmonidae
Genus :
SALMO
Species :
SALAR
BELİRLEYİCİ
ÖZELLİKLERİ:
-Tek yüzgeçmiş gibi görünen iki karın yüzgeci
-Dar sivri uçlu bir dil
-Alt ve üst çenede eşit(4-6) sayıda sivri ama
küçük dişler
-Koyu sırt yüzgeçleri
-9 ışınsal çizgili anal yüzgeci
-Ve
diğer salmo türlerine oranla daha kıvrık bir alt çene başlıca belirleyici
özellikleridir.
NELERLE BESLENİR:
-Somon balıkları genç dönemlerinde küçük
böcekler,sinekler ve küçük tatlısu kabuklularıyla beslenir.Ergin
dönemlerinde ise,deniz kabukluları ile beslenir ama nadir olarak diğer
küçük balıklarla da beslenirler
NELER SOMON ‘LA
BESLENİR:
Somonlar genç dönemde,yılanbalıklarının,turna
balıklarının,rakun ve diğer akarsu kemirgenlerinin,kuşlardan da
kralbalıkçıl ve beyaz başlı kartalların besinlerinin büyük bölümünü
oluşturur.Ergin dönemde ise,Kahverengi ayılarının kış uykusu için gereken
enerji deposunun kaynağını oluşturur.Her iki dönemde ise de insanoğlunun
besini ve spor doğa sporu malzemesi olur.
ÜREME ŞEKLİ:
Somon balığı diğer
bir çok balık gibi vivipar bir üreme şekline sahiptir.Ama onu diğer bütün
balıklardan ayıran en önemli özelliği ise bunu yapmak için yaşamının
çoğunu geçirdiği denizlerden soğuk akarsulara gelip üremesini burada
gerçekleştirmesidir.
Atlantik Somon Bütün
Dünyaca,özellikle de Atlantik Okyanus’una kıyısı olan ülkeler tarafından
tanınan çok özel bir balık türüdür.Kuzey Pasifik ülkeleri;bunların
başlıcaları,
-Amerika
-Kanada
-Alaska
ve Kuzey Atlantik ülkeleri,başlıcaları;
-İngiletre
-Norveç
-İsveç
-Rusya
-Portekiz
-Slovenya
-Almanya
-Kuzey/Güney İrlanda
-Galler
olmak üzere, ekonomilerine, açık deniz
balıkçılığından büyük girdiler sağlayan ülkelerdir.Açık deniz balıkçılığı
denince de akla bir çok türün yanında somon
balığı geliyor.Hatta birçok ülke balıkçılığında da baş sırayı alacak kadar
çok geliri ve verimi olan bir türdür.
Peki nedir somon balığını bu kadar
revaçta bir gelir kaynağı haline getiren özellikler nelerdir;
Somon balığının her derde deva bir çok faydası
vardır,kısaca özetlemek gerekirse;
-Somon balığının çok besleyici ve lezzetli sindirimi de kolay olan
bir havyar’ı(yumurtası)
-Yine sindirimi çok kolay olan,özellikle fileto olarak pişirilen, çok
hafif bir eti
-Kalp damar sertliğine çok iyi gelen,Omega3 ve
Omega6,yağları içeren bir yağı vardır.
-Ayrıca somon balıkları olta balıkçılığı ile avlanarak
hem stres atma hem bir doğa sporu malzemesi olarak
kullanılır.
-Ayçiçeği
-Mısır
-Tahıl
-Kuşüzümü
-Bitkisel sıvı yağlar
(Zeytin yağı, mısır özü, ay çiçek yağı, soya yağları, fındık yağı vs.)
Omega yağ asitleri
özellikle balıkta bulunuyor. Ancak başta semiz otu olmak üzere, yeşil
yapraklı sebzelerde, fındık, badem, ceviz, avokado gibi besinlerde de bu
yağlara ``rastlamak'' mümkün. Omega 6 ise daha çok bitkisel sıvı yağlarda
bulunuyor. Uzmanlar omega yağ asitlerinin dışarıdan alınması gerektiğini
söyleyerek, balıkyağı hapları konusunda daha dikkatli davranmayı
öneriyorlar.
Doç. Dr. Ali Serdar Fak, ``Biz hastalarımıza hap
önermiyoruz. Önermemiz için elimizde, kesin bilimsel kanıt olması lazım,
ancak şu anki bilimsel veriler yeterli değil. Sonuçta bu, yapay bir şey.
Ayrıca bu işin maliyeti de var. Uluslararası kardiyoloji cemiyetlerince,
sağlık kuruluşlarınca, üniversitelerce balıkyağı hapları henüz
önerilmiyor. Çünkü olumlu etki yaptıklarına dair veriler yeterli değil.
Bunun yerine sağlıklı beslenme öneriyoruz. Haftada 2-3 kez beyaz et yemek
yararlı olabilir'' diyor. Peki tezgahları gün geçtikçe daha fazla süsleyen
Omega 3 veya Omega 6 yağları içeren margarinler, tereyağları, hatta
yumurtalar ne kadar yararlı? ``Bu ürünlerin sağlığı, özellikle de kalp
sağlığını koruduklarına dair elimizde henüz kanıtlanmış, bilimsel bilgi
yok'' diyor Doç. Dr. Ali Serdar Fak. Yani yapay ilaçlar yerine, ``doğal
ilaçlara'' yönelmek en doğrusu...
-Kalbi ve kalp damarlarını
koruyor.
-Damar sertliği,
tıkanıklığı riskini azaltıyor.
-Kolesterolü dengeliyor.
-Kan şekerini düzenliyor.
-Baş ağrılarında,
depresyonda olumlu etki ediyor.
-Çocukların bedensel ve
zihinsel gelişimini artırıyor. Omega 3 ve Omega 6 içeren gıdalarla
-beslenen annelerin bebekleri daha sağlıklı oluyor.
-Cilt güzelleşiyor, daha
sağlıklı oluyor.
-Saçlar parlıyor.
-Bağışıklık sistemi
güçleniyor.
-Böbrek fonksiyonlarına
olumlu etki ediyor.
-Romatoid artritli
hastalarda eklemlere olumlu etki yapıyor.
-Tansiyonu düzenliyor.
-Ülseritaf kolit de
etkili.
-Kronik akciğer
hastalıklarında etkili.
Somon Balığının Başlıca
ve en önemli tüketim yollarından birisi;FİLETO.
Kafanızda şöyle bir sahne
canlandırın: Bir şehirdeki herhangi bir evde dünyaya gelip burada
büyüyorsunuz. Yetişkinliğe erince de evi terk edip, dolaşa dolaşa buradan
1500 km kadar uzağa gidiyor- sunuz. Aradan seneler geçtikten sonra
doğduğunuz eve dönmek istiyorsunuz. Sadece bir kere geçtiğiniz sokakları
tek tek hatırlayıp eve dönebilmeniz ne kadar olası?
Somon balıklarının tamamı akarsular- da,
annelerinin bıraktıkları yumurtalardan çıkarak dünyaya gelirler. Birkaç
hafta boyunca dünyaya geldikleri yerde avlanarak gelişirler sonra da
denize açılır ve burada bir kaç yıl geçirirler. Balık iyice geliştiğinde
geri dönüş yolculuğu başlar. Somon balığının hedefi yumurta olarak dünyaya
ilk geldiği yerdir.
Bu oldukça zor bir iştir çünkü balığın dönüş
yolculuğunda kat etmesi gereken mesafe bazen 1500 km 'yi bulabilmektedir.
Somon balığı eve dönebilmek için seneler evvel içinde gezindiği akarsuyun,
denize döküldüğü ağzını bulmalıdır. Hiçbir somon balığı bu konuda asla
hataya düşmez; denize çıktığı akarsuyun ağzını tek bir seferde bulur.
Ancak doğru
nehrin ağzına ulaşmak tek başına yetmez: Balık, karanın oldukça içlerinde,
dünyaya geldiği ırmağın kolunu da bulabilmelidir. Şimdi bu yere
ulaşabilmek için, nehrin her iki kola ayrılışında doğru tarafa yönelmek
zorundadır. Somon balıkları bu tercihlerinde de hata yapmaz, her seferinde
doğru nehri bulurlar.
Somon balıkları, yollarını bir av köpeğinin
ki kadar hassas olan koku duyularından faydalanarak bulurlar. Ancak somon
balıklarının "koku duyu"larıyla açıklanamayan özellikleri de vardır.Bir
deneyde somon balığı yavruları, doğdukları yerden oldukça uzağa, nehrin
ana koluna götürülerek bırakılırlar. Bu esnada özel kaplar içinde kara
yoluyla taşınırlar. Yapılan gözlemlerde, yavruların denize açıldıktan tam
üç yıl sonra doğdukları yere döndükleri görülmüştür.
Kara yoluyla yaptıkları yolculuk düşünülecek
olursa, kendilerinin yumurtlama yerine götürecek olan koku dizisinde
eksiklik olduğu fark edilir. Peki somonlar bu eksik verilere rağmen doğru
yolu nasıl bulmuş olabilirler?
Somon balığının yol bulmada kullandığı ne olursa olsun bunun kaynağının,
ne kendisinin ne de tesadüfler olamayacağı kesindir. Somon balığı ve onun
yön tayinini sağlayan sistem diğer tüm canlılar gibi sonsuz ilim sahibi
olan gizli bir güç tarafından yaratılmıştır.Buna bazıları ‘TANRI’
,bazıları ise sadece,’BİŞEY’ diyerek geçiştirir.Ama bilinen tek bir şey
vardır ki;o da somon balıklarının bunu yüzyıllardır tekrar tekrar yaptığı
ve Dünya döndükçe yapacağıdır...
SOMON
BALIKLARINDAKİ ŞAŞIRTICI YÖN TAYİN SİSTEMİ
Somonun dönüş yolculuğu
sonunda varmak istediği hedef, yumurtadan çıktığı başka bir deyişle
dünyaya geldiği yerdir. Bunun nedeni de balıkların yumurtlamak için
seçtikleri yerin doğdukları ırmak yatağı olmasıdır. Atlantik somonları söz
konusu göçü her sene yinelerken, diğerleri ömürleri boyunca sadece bir
kere göç ederler.Bu yolculukta, akıllara durgunluk veren ilk gerçek
balığın yol alması gereken mesafenin uzunluğudur. Açık denizlerde seyreden
somonların amaçlarına ulaşmaları için binlerce kilometre yüzmeleri
gerekmektedir. Örneğin, bir köpek somon balığı sonbahardaki yumurtlama
döneminde, Yukon Nehri boyunca 3200 kilometreden fazla yüzer. Bir kırmızı
somon 1600 kilometreden daha fazla yol kat eder. Dikkat çeken bir diğer
nokta somonların yaptıkları ideal zamanlamadır. Bu sayede uzun
yolculuklarını tam yumurtlama dönemlerine denk
getirecek şekilde planlarlar. Örnek olarak, bir Atlantik
somonu günde ortalama 6-7 kilometre yüzerek gideceği yere ulaşır;
ilkbaharın sonunda başladığı göçünü sonbahar aylarının sonunda tamamlar.
Balığın çözmesi gereken ilk önemli sorun, gençlik dönemindeki yolculuğunda
içinde gezindiği akarsuyun denize dökülen ağzını bulmaktır. Çünkü dönüş
yolculuğunda izleyeceği rotayı ona göre belirleyecektir. Hiçbir somon bu
konuda hataya düşmez. Kendisinin bir zamanlar denize açıldığı ırmağın
ağzını tek bir denemede kolaylıkla bulur.
Üstelik bunu harita
veya pusula gibi yön bulmasına yardımcı olacak araçlar kullanmadan
gerçekleştirir.Akarsuya giren somon büyük bir kararlılıkla akıntıya karşı
yüzmeye başlar. Bundan sonraki işi ilk yolculuğuna kıyasla çok daha
zordur. Somon balığı hedefine ulaşmak için ırmağın kuvvetli akıntısıyla
mücadele eder; su yüzeyinden yaklaşık 4 metre kadar yükseğe sıçrayarak
şelale ve çağlayanları aşar. Yolculuk sırasında, üst yüzgecinin su dışında
kalmasına neden olacak kadar sığ sulardan geçer. Bu sığ sularda,
kendilerini avlamak için bekleyen kuşlar, ayılar ve bir sürü yabani
hayvanın tehditleriyle karşılaşır.Nehir boyunca ilerleyen somonun rotasını
tespit ederken bazı önemli kararlar alması da gerekir. Karanın oldukça
içlerinde, bir ırmağın herhangi bir kolunda dünyaya gelen balık aynı yere
ulaşabilmek için nehrin her iki kola ayrılışında doğru tarafa yönelmek
zorundadır. Somonlar hayatlarında sadece bir defa geçtikleri yolları
şaşırmadan bulur; her defasında kendilerini doğdukları yere götürecek
nehir koluna saparlar.
Üstesinden gelinmesi
gereken güçlükler bu kadarla da sınırlı değildir. Balık, yolculuğu boyunca
olağanüstü çaba gösterir, fakat beklenilenin aksine herhangi bir gıda
almaz. Yorucu göçü sırasında kendisine gerekecek enerjiyi önceden hatasız
bir şekilde hesaplamış ve yakıtını yolculuk öncesinde vücudunda
depolamıştır.
Deniz ve akarsuların
tuz oranı, su sıcaklığı gibi birbirinden farklı özelliklerinin de göz
önünde bulundurulması gerekir. Bu noktada karşılaştığımız gerçek budur:
Somonlar bu iki ortama da kusursuz uyum sağlayacak donanıma
sahiptirler.Tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen somon balıkları
inanılması güç yolculuklarını başarıyla tamamlar; doğdukları ortamlarda
yumurtalarını bırakırlar
Somon nesli de
milyonlarca senedir süregelen bu muazzam yolculukla devam eder. Somon
balıklarının başarılarının büyüklüğü kıyaslarla daha da iyi anlaşılabilir.
Örneğin, bir insanın yardım almadan ve yön gösteren bir araç kullanmadan,
belirli bir zaman içinde, binlerce kilometrelik mesafeden doğduğu eve
sadece bir kere geçtiği engebeli yollardan hatasız bir şekilde geri
dönmesi oldukça az bir ihtimaldir. Ancak somonlar insanlar için imkansız
olan bu ihtimali doğar doğmaz başaracak kabiliyette yaratılmışlardır.
Allah’ın somon balıklarında yarattığı özel tasarımlar sayesinde bu
canlılar binlerce kilometrelik yolu rahatlıkla kat etmektedir.
Koku Alma
Mekanizması
Somon
balıklarının bu müthiş yolculuğu nasıl gerçekleştirdiğini anlamak amacıyla
Amerika’daki Wisconsin Lake Laboratuvarlarında çeşitli araştırmalar
yapılmıştır. Bu araştırmalar somonların yönlerini belirlerken koku alma
duyularını kullandıklarını ortaya çıkarmıştır.Somonların iki delikli bir
burnu vardır. Su bir delikten girer, diğer delikten çıkar.Bu delikler
balığın soluk almasıyla eş zamanlı olarak açılıp kapanacak şekilde
tasarlanmıştır.Herhangi bir kokulu madde içeren su burna
girdiğinde,balığın burnundaki alıcılar kimyasal olarak uyarılır.Bu
kimyasal uyarı bir enzim reaksiyonuyla elektrik sinyallerine dönüştürülür
ve merkezi sinir sistemine ulaştırılır.Karada yaşayan omurgalı bir
canlıda, koku moleküllerinin burundaki mukus tabakada çözülmesiyle koku
alma gerçekleşir.Buna karşın balıklarda çözünme gibi bir aşama söz konusu
değildir.Çünkü koku zaten suyun içindedir ve çözünür haldedir.Somon
balıkları da sahip oldukları bu avantajı değerlendirir;adeta koku alma
hissi çok gelişmiş av köpekleri gibi kokuyu kaynağına kadar takip
edebilirler.Wisconsin Lake laboratuarlarında ilk olarak,balıkların çeşitli
kokular arasındaki farkları ne düzeyde algılayabildikleri sorusuna cevap
aranmıştır.
Bu amaçla özel
kanalları olan akvaryum tasarlanmış her kanala farklı bir bitkinin kokusu
şırınga edilmiştir.Deneyde sadece belirli bir kanalı kullanan balıklar
ödüllendirilmiş, diğer kanalı kullanan balıklar ise elektrik şokuyla
cezalandırılmıştır.İşlemler 14 ayrı koku kullanılarak
tekrarlanmıştır.deney sonucunda balıkların kısa bir öğrenim sürecinin
ardından,her defasında ödüllü kokuyu diğerlerinden ayırabildikleri
görülmüştür.Önemli diğer bir bulgu da,üzerinde deney yapılan yavru
balıkların 3 yıl sonra bile doğru kokuyu hatasız tespit ettikleri de
olmuştur.Bilim adamları araştırmanın sonuçlarına dayanarak balıkların
insanla kıyaslanmayacak kadar güçlü bir koku alma sahip oldukları
kanaatine varırlar ve şöyle bir hipotez geliştirirler;
’’HER AKINTININ KENDİNE HAS BİR KOKUSU VARDIR.GENÇ SOMON DENİZE DOĞRU
YAPTIĞI İLK YOLCULUĞU SIRASINDA KOKULARI TEK TEK HAFIZASINA
ALMAKTADIR.DÖNÜŞ YOLCULUĞUNDA DA HAFIZASINDAKİ KOKULARIN YARDIMIYLA
DOĞDUĞU YERİ BULMAKTADIR.’’
Peki gerçekten her
akıntının kendine özgü bir kokusu var mıdır?Bunu anlamak için yukardaki
deney iki ayrı ırmağın suyuyla tekrarlandığında ,balıkların bunları ayırt
edebildikleri görülmüştür.Koku duyuları hasara uğratılmış somonlar ise
deneylerde başarısız olmuşlardır.Bunların ardından araştırmalar bir adım
ileri götürülerek balıkların doğal ortamlarında sürdürülmüştür.Wsahington’daki
Issaquah Nehri’nde, özel olarak burunları tıkanmış balıklar gözlem altına
alınmıştır.Bu deneyde de koku alma duyularından yoksun bırakılan
somonların şaşırdıkları ve yollarını bulamadıkları görülmüştür.Bugüne
kadar yapılan araştırmaların sonuçları bir gerçeğe işaret etmektedir;Somon
balıkların koku duyusu insanı hayrete düşürecek hassasiyettedir.Bu
canlılarda üstün koku alma sisteminin de yön tespitinde önemli bir rol
üstlendiği açıktır…
İbrahim Özgür Güngör
04/00/3842