Pyura spinifera DENİZ LALELERİ (DENİZ ZAMBAKLARI)

Bu sayfadaki bilgilerin Powerpoint Sunumunu (ppt dosyasını) www.sunumbankasi.net adresinde bulabilirsiniz

You can find the powerpoint presentation of this web page content at www.sunumbankasi.net

Giriş
Actinia equina
Alicia mirabilis
Aplysia punctata
Architeuthis dux
Atherina hepsetus
Aurelia aurita
Bathynomus Giganteus
Biyoluminesens
Callinectes sapidus
Carcharodon carharias
Caretta Caretta
Caulerpa taxifolia
Cephalochordata
Chelıdonıchthys Lucerna
Chelonia mydas
Ciona intestinalis
Corallium rubrum
Cubomedusa
Dasyatic pastinaca
Deniz Kaplumbagalari
Denizanaları
Diplodus vulgaris
Echinaster sepositus1
Echınasten seposıtus2
Echinodermata
Electrophorus electrıcus
Enhydra lutris
Eumetopıas jubatus
Galeocerdo cuvier
Globicephala melaena1
Globicephala melaena 2
Hacelia attenuata
Hermodice carunculata
Karidesler
Kikirdakli Baliklar
Labrus viridis
Latimeria chalumnae
Loligo vulgaris
Lophius piscatorius
Megaptera novaeangliae
Mercanlar
Mola mola
Monachus  monachus
Monodon monoceros
Mullus barbatus
Muraenidae
Mytilus edulis
Obelia
Octopus vulgaris
Pagurus
Palinurus elephas
Pelamis platurus
Penguenler
Physalia physalis
Physeter macrocephalus
Porphyra
Pyura spinifera
Rajidae
Rhizostoma pulmo
Salmo salar
Sargassum muticum
Scyliorhinus canicula
Sealions
Serranus scriba
Solea solea
Sphaerechinus granularis
Sphoeroides maculatus
Sphyraena barracuda
Suberites domuncula
Sungerler
Ulva
Thalassoma pavo
Yassi Solucanlar

 

DENİZ LALELERİ (DENİZ ZAMBAKLARI)

 

SİSTEMATİĞİ :KİNGDOM : ANİMALİAPHYLUM : ECHİNODERMATA SUBPHYLUM : PELMATOZOACLASSİS : CRİNOİDEAORDO : COMATİLUDAGENUS : PYURA SPİNİFERA

En  eski  ve  bir  çok  bakımdan  derisi  dikenlilerin  en  ilkel  grubudur.Sapları  ile  bir  yere  bağlı  olarak  yaşayan deniz  laleleri  palaeozoik’te  çok  yaygın  olmalarına  karşın  günümüzde  sadece  80 cins  kalmıştır.Çoğunluğu  Pasifik’te  kutup  sularında  yaşayan  bu  hayvanların  tür  sayısı  550  kadardır.   DIŞ  YAPILARI :   Krinoyitler  çiçek  şeklinde  görünen  derisi  dikenlilerdir.Deniz  lalelerinin  büyük  bir  kısmı  vücutlarının kaidesine  bağlanan  bir  sap,beşli  ışınsal  simetri  gösteren  bir  çanak  “Calyx” ve  segmentli  tentaküllerden  oluşmuştur.Sap  ve  çanak  birlikte  gövde; çanak  ve  kollar  ise  birlikte  taç  olarak  adlandırılır.Saçaklı yıldızlarda  ise  bu  sap  kısmı  erginlerde  büyük  ölçüde  kaybolmuştur.Bunun  yerine  hareketli  sirler  oluşmuştur.Deniz lalelerinin sapları 100cm.yi bulur,çoğunluk çok daha kısadır.Sapın kaide kısmı yassılaşarak genişlemiş bir disk  ,çapa  ya da kök şeklindedir.Bu  kısmıyla sert  ya da  yumuşak  cisimlere  tutunur.En  dıştaki  duvarına  teka  denir.Teka; iskelet pulcuklarından  meydana  gelmiştir  ve  bu  iskelet  elemanları  her  grupta  kendine  özgü  bir  şekilde   dizilmiştir.Yüksek  organizasyonlu  türlerde  kolların  kaide  kısımları  bu  teka  içine  çekilir.Kaliksin  ağzı  taşıyan  tarafı  yukarıya, aboral  tarafı  aşağıya  yöneliktir.Aboral  taraftan, vücudun  bağlanmasına  yarayan  bir  sap  çıkar.Ağız; oral  yüzeyin  ortasında  yer  alır. Kollar  çanağın  kenarlarından  çıkar  ve  tüm  boyunca , saptaki  gibi  eklemlidir.İlkel  formlar  5  kollu olmasına  karşın, diğer  bir  çoğunda  taçtan  itibaren  çatallaşarak  toplam  10  kollu  görülür.Kolların  her  iki  yanında  bir  ara  bir  sıra  dizilen  “pinnül” denen  bir  dizi  telek  gibi  çıkıntılar  vardır.Bazılarında  bunun  yerine  geçici  olarak  bir  yerde  tutunmayı  sağlayan  ince  ve kıvrık  sirler  bulunur.Ambulakral  oluk, kolların  ve  pinnüllerin, oral  yüzü  boyunca  uzanır.Kol  ve  pinnüllerdeki  bu  oluğun  toplam  boyu 100 metre  kadar  olabilir.Olukların kenarları  gereğinde  olukları  örten  hareketli  pullarla  örtülüdür.Her  pulun  iç  tarafında  kaide  ile  birleşmiş  dışarıya  doğru  uzanan  3  tüp  ayak  vardır.Tüp  ayaklar  ve  kenar  pulları , pinnüllere  kadar  uzanır.

  VÜCUT  DUVARI :   Ambulakral  oluğun  bulunduğu  yerde, epidermisin  silli  silindirik  epitelden  oluşmasına  karşılık, vücudun  diğer  yerlerinde  silsiz  olup ,hücreler  sinsitiyum  halindedir. Sapın ,sirrilerin  ve  kolların  iskelet  plakalarının  ortasında  bir  sölom kanalı  vardır.Bunun  içinden  sinir  lifleri  uzanır.Sap  ve sirrilerde  kas  bulunmamasına  karşın  bu  ligamentlerle  bükülme  hareketi  yapabilirler.Saplı  formların  aboral  tarafında  bazal  ve  radyal  plaklar  sıralanmıştır.Radyal  plakları, kolların  kaidelerinden  itibaren  bir  sıra  halinde  dizilmiş  kol  plakları  “Brachial” plaklar  izler.Serbest  yaşayan  formlarda  sap  yalnız  son  larva  evresinde  bulunur.Erginlerde  kaybolan, larval  sapın  dip parçasının  diğer  komşu  plaklarla  kaynaşmasından , büyük  bir  dorsal  orta   plak  meydana  gelmiştir.

SİNDİRİM  SİSTEMİ VE  BESİNLERİ  : Sea Tulip, Pyura spinifera

Ağız , aboral  yüzeyin  ortasındadır.Ağızdan  sonra  kısa  bir  özefagus  ve  daha  sonra  bağırsak  gelir.Sindirim  borusu    huni şeklinde  geniş  bir  yemek  borusu  ile  başlar. Mide  geniştir.Bqğırsak  kıvrılarak  yukarıya  döner  ve  uç  kısmı  oral  yüzeyde  interradyial  bir  papilde  devam  ederek , anüsle  sonlanır.

            Suda  asılı duran  besin  parçalarını süzerek  alırlar. Beslenme  sırasında  kollar  ve  pinnüller  gerilir , tüp  ayaklar  dikleştirilir. Tüp  ayaklar  üzerlerinde  mukuslu  papilleri  taşırlar. Bu  mukuslu  papillere  yapışan besin parçaları ambulakral oluktan ağza iletilir.KANALLAR  SİSTEMİ  :

Ambulakral  sistemde, ağzın etrafında  bir  halka  kanal  vardır.Buradan  ayrılan  radyal  kanallar , ambulakral  olukların  zemininde  uzanır  ve  pinüllerede  yan  kanallar  yollarlar.Ambulakral  ayaklar  içerdikleri  duyusal  papiller  nedeniyle  duyu  organı  olarak  kabul  edilirler.Bunun  dışında  solunumda da  iş  görürler.Madreporit  kanalı  bulunmaz. Sölom  oral  yüzeyde  bulunan  bir  çok  su  poru  ile  dışarıya  bağlanmıştır.  Sölom  boşluğu  değişik  organların  asılmalarını  sağlayan  bir  çok  bağ  doku  kordonu  ile  bağlıdır.Perihemal  sistem  küçülmüştür, buna  karşın  hemal  sistem  iyi  gelişmiştir  ve  karmaşıktır.

                                                                                                          

SİNİR SİSTEMİ :

Deniz  lalelerinin sinir  sistemi  birbirleriyle  bağlantılı  3  bölümden  oluşmuştur. Ana  motor  sistem ; kaliksin  apeksinde  yer  alan  çanak  şeklinde  bir  kitle  olup  aboral  sistem  olarak  adlandırılır. Bu sistem, sirlere  sinir gönderir; ayrıca  kollara ve pinnüllere beş adet branşiyal sinir verir .Duyu sinirleri olarak iş gören oral sinir sistemi ,diğer  derisidikenlilerin genel sinir sistemine  homologtur. Oral sinir sisteminin hemen  altında , daha derinde ,hiponeural duyu  sinir  sistemi  yer  alır.Bu sistem ,merkezi bir sinir halkasından ve bu halkadan her bir kola uzanan  birer  çift lateral sinirden oluşur.Bu sinirler pinnüllere ve tüp ayaklara da uzanırlar. Özelleşmiş duyu organları yoktur.Ambulakral oluk ,özellikle tüp ayaklar duyu hücrelerince zengindir.Tüp ayaklar birçok papil ve papiller de salgı hücreleri ile duyu kılları taşırlar. HAREKET  :

Bağlı yaşayan formların hareketleri sapın esnemesi ve sallanması ile sınırlanmıştır.Fakat kollar kasılıp açılabilir.Sapsız formlar serbest olarak yüzerler.Bu yüzme kolların belirli bir düzen içinde hareketiyle sağlanır.

     DOLAŞIM, SOLUNUM  VE   BOŞALTIM

 Sölom ağ şeklinde bağ doku arasına girmiştir.Sölom ,kolların oral tarafında beş kanal  şeklinde uzanır ve bu beşli kanal  sapta da bulunur.Hemal sistem, bağ dokunun içerisinde ağ şeklindedir.Sapta hemal sistem yoktur;fakat kollarda vardır.Gaz alış-verişi genellikle vücut yüzeyiyle ; özellikle tüp ayaklarla yapılır. Boşaltım maddelerinin sölomositler tarafından sakkuluslara taşındığı ve zaman zaman buradan dışarıya atıldığı saptanmıştır.EŞEYSEL ORGANLAR VE GELİŞMELERİ  :Ayrı eşeylidirler; fakat eşeysel farklılaşma yoktur. Bunu yanında belirli bir eşeysel bez de  yoktur.Gametler,pinnüllerin  ya da kolların içine uzanan  sölom epitelinden oluşur.Fakat ,pinnüllerin yalnız kolun kaidesine yakın olanları  gametleri üretir.Bu sistemin ,pinnüllerde yer alan uç kısımlarınrn genişlemesi ile eşeysel bezler meydana gelmiştir.Eşeysel bezler pinnüllerin geniş olan dip kısımlarında bulunur.Olgunluğa ulaşan spermalar  ve  yumurtalar  pinnüllerin patlaması ile suya dökülürler.Bazılarında ,yumurtalar ,pinnüllerin dış yüzeyindeki salgı bezleriyle sıvanır.EMBRİYOLOJİLERİ  :Bağırsağın oluşmasından sonra blastopor kapanır ve ilkin bağırsak  gastrula duvarından ayrılarak  uzamış bir kese meydana getirir.Daha  sonra ortadan ikiye  bölünerek önde enterohidrosöl,arakada somatosöl meydana getirir.Somatosöl boyuna uzar ve ikiye bölünerek sağ ve sol somatosölü  meydana getirir.Sölomik keselerin oluşumu  sırasında serbest yüzen saydam larva oluşur.Bu larvaya “DOLİOLARİA” larvası denir.Bu larva uçta bir sil demeti ve yanlarda sil bantları taşır.Bu larva kısa bir süre yüzdükten sonra  tabana  çökerek  ,sil demetinin  civarındaki bir diskle  yere yapışır.Değişim burada olur  ve  küçük bir krinoyit oluşur.YENİLENME  :Çok kuvvetli yenilenme yetenekleri vardır.Kolların hepsini  ya da büyük bir kısmını yenileyebilir.Pinnüller çok daha kolay yenilenir.Aboral sinir kitlesi  yenilenme merkezi  olarak  kabul  edilir.Sölomositler  yenilenmede aktif olarak iş görür.Yara  bölgesine  madde taşırlar  ve oradaki  hücreleri  fagosite ederler.YAŞAM  TARZLARI  :Sığ yerlerden genellikle 250 metre derinliklere kadar  bulunabilirler.Saplı  formları ,daha çok derin  ve berrak sulu zeminlerde  toplu halde  yaşarlar.Sapsız  olanlar daha sığ yerleri  tercih ederler.Serbest formları kol  hareketleri ile yüzerler.Protozoa,Copepoda,Isopoda, ve özellikle Myzostomidae türleri bu hayvanların başlıca parazitleridir.Krinoyitler en fazla Palaeozoyik’te gelişmişlerdir.Tek tek ama her zaman kıyı bölgelerinde  bulunurlar.Haftalarca baglı kalabilirler.Rahatsız edildiklerinde kısa mesafe yüzebilirler.Derin yerlerde alglere ,taşlara,ya da sert zeminlere  tutunurlar.Taşınımları çok zordur; akvaryumda yenilenme yeteneklerini yitirirler. SYDNEY ‘ DE YAŞAYAN  BİR  DALGICIN  SUALTI  İZLENİMLERİ :Suyun  altında  gezinirken, bu şeyleri ilk gördüğümde , onları güzel bir su bitkisi topluluğu  zannetmiştim.Fakat yanıldığımı  kısa bir zaman sonra farkettim.Sea tulip, olarak sözünü ettiğim bu şey gerçekte bir hayvandır. PYURA SPİNİFERA ,kolaylıkla suyun altında görülebilir.Çünkü çok canlı renklere sahiptir.Örneğin; pembe,mor,sarı ya da turuncudur.Pyura spinifera ;pek çok çeşitli dalış alanlarında,örneğin;Bore Adası,Oak Parkı,Kurnal Parkı ,vs. bulunabilir. sea tulip Resimde  görüldüğü gibi ,üreme ve beslenmesini yaparken izlenmektedir.Su , mikroskobik besin parçalarını hayvana taşırken,hayvan da kendine gelen besinleri filtre ederek alır.Delik açılır, su içeri girer;atıklarda  diğer taraftan çıkar.PYURA SPİNİFERA ;2-80 metre derinlikte hayvanların üstünde yaşar.Yaklaşık 32 cm. kadar uzunluğa erişebilirler.

                                                      KAYNAKLAR  :AUSTRALIAN MARINE LIFE-THE PLANTS AND TEMPERATE WATERS ,GRAHAM J. 1997,REED BOOKSAUSTRALIAN MUSEUM

BIOLOGY  ,ALLYN AND BACON YAŞAMIN TEMEL KURALLARI \II PROF.ALİ DEMİRSOY

UMUT İMECELER

3864