
Penguenin Anatomisi:
Herhangi bir hayvanın anatomisinin
tartışmasında,tanımlamalar için kullanılacak olan terimleri ve anatomik
yapıların konumlarını belirlemek ilk adım için önemlidir.Biz, “üstünde”,
“altında”, “önünde” ya da “arkasında” gibi terimler
kullanamayız.Örneğin; penguene önünden baktığımızda; “trachea”,
“esophagus”un önündedir,fakat,arkasından baktığımızda “esophagus”
“trachea”nın önündedir.Bakış noktasına göre damarlar (vessels) herhangi
bir dokunun (tissue) altından geçebilir ancak bir başka bakış noktasına
göre üstünden geçebilir.Öyleyse;tutarlı olmak için,biz bir bakış
noktasından,izlenen bölgeye uygulanacak terimleri belirleriz.
“Anatomical planes”i öğrenmek için takip
eden çizimlere bakınız.
Resim 1
Yukarıda ,Adelie pengueni üç düzlemle
ayrılmıştır.Yere paralel uzanan düzlemde penguenin karnının (abdomen)
sağda yer aldığını görebilirsiniz.Bu yatay düzleme , “ufuksal” (horizontal)
ya da “transverse” düzlem denir.Sadece bir tek ufuksal düzlem
yoktur,pek çok ufuksal düzlem olabilir.Bununla birlikte bütün ufuksal
düzlemler yere paraleldir.Ufuksal düzlem pengueni tepe ve dip olmak
üzere iki parçaya böler.Biraz sonra tepe (top) ve dip (bottom) için daha
özgül (specific) terimler içine gireceğiz.Buna, “eksensel düzlem” (axial
plane) de denir.
Bir sonraki düzlem,pengueni görüldüğü
gibi dikdörtgenle ayıran düzlemdir.Bu düzlem yere dik olarak pengueni ön
ve arka olmak üzere iki parçaya böler.Buna önel (frontal) ya da cronal
düzlem denir.Ufuksal düzlem (horizontal) gibi,pengueni bölen pek çok
önel düzlem bulunabilir.
Son düzlem, penguenin ortasında ince bir
yol boyunca uzanan düzlemdir.Buna ortal (median) düzlem ya da “sagittal”
düzlem denir. “ortal” (median) ın kesin orta*olma tanımından dolayı
yalnızca bir tek “ortal” (median) düzlem ve yalnızca bir tek
“sagittal”düzlem vardır.pengueni sağ ve sol olarak ayıran ortal düzlemin
yüzlerine “parasagittal” düzlemler denir.
Bu düzlemler neden yararlıdır? Bunlar
penguenin parçaları hakkında konuşurken yarar sağlar.Örneğin, bir damar
penguenin “ortal” ında (median) uzanabilir.Bunu söylediğimizde siz, o
damarın penguenin ortasında bulunduğunu anlayabilirsiniz.Ya bir sinir,
kaburga kemiğinin altında ufuksal (horizontal) olarak uzanıyor dersem?
Siz bu sinirin ufuksal (horizontal) düzlemde olduğunu hayal
edebilirsiniz.Öyleyse, düzlemlerin amacı bir referans çerçevesi
sunmaktadır.
Düzlemler yalnızca bu yüzden
yararlıdır.Daha karmaşık terimler, organların ve dokuların konumlarını
işaret eden doğrultusal terimlerdir.Aşağıdaki bazı temel anatomik
terimlere bakınız:
İlk önce “dorsal” ve “ventral” terimleri
hakkında konuşalım. “Dorsal” penguenin sırt bölümlerini çağrıştırır. (Bu
bağlamda,aynı zamanda “superficial” -yüzeysel - ya da “posterior”
-kıç,kaba et- diyebiliriz.)
Öyleyse,dorsal sırtı gösterir.Eğer dorsal
sırtı gösteriyorsa ventral penguenin ön bölümünü gösterir.Bunagöre,eğer
sinir penguenin ventral görünüşü boyunca uzandığını söylersem, bu
sinirin penguenin karın tarafında olduğunu anlarsınız.
Resim 2
Kullandığımız diğer terimler “cranial” ve
“caudal”dır.Cranial, kafatası ya da beyin tarafında demektir.Caudal ise
kuyruk tarafında anlamındadır.Cranial bazen “superior” yerine ve caudal
bazen inferior yerine kullanılır.Öyleyse, ayak, dize caudal dersem,
ayağın anatomik olarak dizin alt tarafında bulunduğunu anlarsınız.Bu
gülünç bir örnektir ama sizi fikir sahibi yapar.Son üç terim biraz daha
karışıktır.Birincisi, “rostal” dir.Burun tarafında anlamındadır.Bu çok
karışık görünmesede bazen rostal,bizim bildiğimiz cranial da oldugu gibi
baş tarafına doğru anlamında kullanılır.Diğer iki terim proximal bir
yapı bir diğerine köken olarak daha yakın olan yapıdır.Resim 2 deki
yüzgece bakınız.Axilla penguenin armpit’idir.Axilla’nın yüzgecin ucuna
proximal ya da distal olduğunu söyleyebilir misiniz?Gerçi anatomik
olarak, axilla yüzgecin ucundan çok uzaktır.Ama yine de axilla yüzgecin
ucuna proximaldir.Proximal ve distal karışık olabilir.Fakat birazcık
alıştırma bunları yerinde kullanmamızı sağlar.
Şimdi penguen anatomisine dalalım ve
penguen embriyolojisiyle başlayalım.
Penguenin Embriyolojisi:
Eğer seksüel davranışları dikkatlice
okuduysanız, o zaman penguenlerin üremesiyle deilgili birazcık bilginiz
vardır.Bu bölümde,üremenin önemli gelişimini vereceğim.
Penguenler seksüel anlamda ürer.Seksüel
üreme, teker hücreli iki gametten oluşmuş tek bir hücre ya da zigot
birimini ifade eder.Dişi gamete Ovum ve erkek gamete Sperm
denir.Birleşmenin meydana gelmesi ve sözkonusu spermin dişi üreme
alanının “magnum”una ulaşmasından sonra,sperm “ova”yı delip içine
girer.Buna döllenme denir.Sonuçta oluşmuş birleşik hücre zigot olarak
adlandırılır. Aşağıdaki çizime bakınız.
Resim3
Önce,spermin oluşumunu ve aldığı yolu
izleyeceğiz.Sperm testislerde oluşur;erkek penguenler karında (abdomen)
böbrek biçiminde birbirine yakın iki cranioventrale sahiptir.(cranial ve
ventral terimlerini hatırlayınız)Sonra, sperm medial olarak dustus
içinden yolculuk yapar ve urodeum olarak bilinen özel bir bölümdeki
caudal cloacaya (cloacanın dibi) girer.Birleşme boyunca ,cloacal içerik
dişi cloacaya bırakılır.Eğer çiftleşme ovulation dönemine denk gelmişse
döllenme meydana gelebilir.Dişiler genellikle tek ovary’ye
sahiptir;genellikle sol ovary üremeye katılır.Follicle gelişimi,oocyte
(olgunlaşmamış (immature) ovum)un gelişimini destekler.Oocyte’nin
gelişmesiyle,follicle içine dolan sıvı,fıtık noktasında intrafollicular
basıncı arttırır.Oocyte vücut boşluğuna doğru atılır.Bir ovumun vücut
boşluğuna bırakılmasıyla ovulation meydana gelir. (vücut boşluğu,teknik
olarak peritoneal boşluk olarak adlandırılır fakat biz bu kadar teknik
bir tartışma içinde değiliz.)Ovum infundibulumun fimbriası tarafından
infudibulumuna doğru sürüklenir.Fimbria parmak benzeri,ovulation boyunca
kanla dolu olan infundibulumun çıkıntısıdır.Olgunlaşmış ovum (maturing
ovum) ovumun spermle karşılaştığı yerde bulunan magnumuna taşınır.Burada
döllenme meydana gelir ve zigot ya da “yumurta” dişi üreme alanına doğru
yoluna devam eder.Yumurta seyehatinin devamıyla ,albumenin bir
tabakasını elde eder ve kabuk zar (membrane)döllenme alanının kıstağının
(isthmus) içinde birikmeye başlar.Bütün bu süreçte,yumurta sarısı
kesesinin ve yumurtanın büyüklüğü artar.Yumurtanın uterovaginal kavşak
içinden geçmesiyle ,yumurta kapsamlı bir şekilde setleşir ve cloaca
sayesinde dünyaya gelir.
Soldaki resim erken embriyo dönemine
aittir.Erken inceleme size,bu evrede embriyonun ,yumurtanın bütün
içeriğine sarı rengi baskın kılan genişleyen yumurta sarısı kesesi
tarafından kaplandığını gösterecektir.Penguen embriyosunun gelişmesi
için gereken bütün enerji yumurta sarısından alınır.Gerekli yağlar
,kolesterol ve şeker yumurtanın bu bölümünde bolca bulunur.Neurological
sistemin gelişmesi için yağlara ve kolesterole gereksinim vardır.En çok
enerji,glukoz,galaktoz ve fruktoz gibi basit şekerlerden alınır.
Embriyodan yumurta sarısı kesesinin içine
doğru dağılmış kan damarları ağını görebilirsiniz.Gıdalar kan
damarlarına girer ve embriyoya taşınır.Bu noktada ,besinler embriyonun
gelişmesi için baştanbaşa dağıtılır.
Birkaç gün içinde ,embriyo bir hayvanın
biçimine benzeyecek boyutlara ulaşır.Aşağıdaki resimde ,embriyo birkaç
gündür kuluçkadadır
Bu sırada ,embriyo hala yumurta sarısı
kesesinden besinleri çekmektedir.Gerekli oksijenin ise diş dünyadan
yumurta kabuğundaki mikroskobik gözeneklerden geçerek kan akımına
karışmasıyla sağlanır.Metabolik karbon dioksit ise aynı yolla dışarı
atılır.
Soldaki resim gelişmiş embriyoyu
gösterir.Bu embriyonun en göze çarpan özelliği gelişmiş gözleridir.Yakın
inceleme ,kolların ve bacakların da faklı eksenler üzerinde
filizlendiğini gösterir.(gelişim boyunca ,üst uzuv çıkıntıları yanal-lateral,alt
uzuv çıkıntıları ise median olarak döner.).Vaskülarizasyon (kan
damarlarının gelişmesi,işlevsel duruma gelmesi v.s.) bu evre boyunca
olur.Besinleri taşıyan ana atardamar (arter) embriyonun median
düzleminde olduğu ve ventral yüzeye girişi görülür.Embriyonun dorsal
yüzeyi bu resimde belirlenebilir değildir,fakat omurgada bu evre de
gelişmektedir.
Embriyonun biraz ilkel olduğu bu evrede,sagittal
bölgede çeşitli özellikler göze çarpar.Caudally’den cranially’e
doğru giderek ,penguenin forebrain’in (beynin olgunlaşmamış durumu) ve
gözlerinin geliştiği başını görebiliriz.Bu evrede ,kalp ventral yüzeyin
ventral diverticulumu olarak göze çarpar.Penguenin bu gelişimi bu
düzeydeyken ,embriyonun dorsal tarafın da merkezi gelişiyor.Resim 7 de
otic kabarcık olarak işaretlendi.
Penguen
embriyosunun cranialinden caudaline,dorsal yüzeyi boyunca uzanan
bölgeler neural tüptür.Neural tüp embriyonun ektoderminden
gelişir.Ektoderm embriyonun en dış hücre tabakasıdır.Neural tüp oluşumu
notochord tarafından gerçekleştirilir,neural tüp Chordate hayvanlar
tarafından paylaşılan bir yapıdır.(Bununla birlikte bütün Chordeteler
omur geliştirmez. Kuşların vertebrata denen sub-phylumla
sınıflandırılmasının nedeni onların omurlu omurgalı olmalarındandır.).
Neural tüp beyin ve omuriliği (spinalcord) içeren merkezi sinir
sisteminde gelişir. Notochord intervertebral disklerin içine geriler.
Bu embriyo parçasının son özelliği
somitelerdir.Somite fonksiyonunu anlamak zor olabilir.Somiteler ,
vertebral sistemden olan neural tüp etrafında yoğun hücre topluluğudur.
Somiteler notochordla bitişiktir ve omurilği çevreler. Somitler omuilik
çevresinde omuilikle birlikte büyür, somitler vertebra’ yla ve başın
iskeletini oluşyuran kemiğin kaidesiyle birlikte biçimlenir.Omurganın ve
başın iskeletinioluşturan kemiğin kaidesinin gelişimi ,somitlerinkinden
daha karmaşıktır.Somitler omurilik boyunca omurilikten sinir çıkışlarına
olanak sağlamalı,bunun için somitler omuiliğin etrafına tam olarak
yapışmaz.
Kuluçka süresi penguen türleri arasında
değişiklik gösterir fakat koşullar uygun olursa,civciv ergeç yumurtadan
çıkar.Civcivin büyümesine girmeyecağim fakat büyümenin kademeli süreci
vardır ve civcivin genç olmasından önce ve gençlikten yetişkinliğe
geçişte tüyler değişir.her civciv bu evreden geçer.Prejuvenal (gençlik
öncesi) tüy dökümü yoluyla doğumdaki tüyler yerini gençlik tüylerine
bırakır.Penguen yetişkinlik öncesi tüy dökümü yoluyla gençlik
tüylerinden kurtularak esas tüylerine kavuşur.
Gastrointestinal Anatomi:
Yaşayabilmesi için penguen tükettiği
yiyeceklerden vitaminleri ve mineralleri çıkarmalı.Penguene bunlar
metabolizması için ;proteinlerin , DNA ve RNA ‘nın sentezi için
gereklidir.Diğer besin öğeleri metabolizma tepkimelerinin ara
aşamalarında kullanılır.Diğer besin öğeleri penguenlere gördüğümüz
rengi verir.
Dolaşım ve solunum sistemindeki gibi,
sindirim sistemi de bedensel gereksinimleriçin beslenme işinin
parçasıdır.Penguenin sindirim sisteminde , dişsiz penguene sağlanacak
yiyecekleri püre yapıp depo etme işlevlerini yerine getirecek özelleşmiş
bölümler bulunur.Besin artıkları ve sindirilmeyen yiyecek bölümleri
vücuttan atılmadan önce besinlerden en yüksek yararı sağlayan öğeleri
çıkaran kıvrımlı bir sindirim yolunu izler.Bu sindirim yolunun Resim 8
de gösterilen kısımlarından ayrı ayrı sözedeceğiz.
Yiyecek önce ağız boşluğuna alınır.Penguenin ağzı sindirimin
başladığı ilk yerdir.Bununla birlikte ,ağız boşluğunda az miktarda
sindirim gerçekleşir,bazen de hiç gerçekleşmez.Ağızda besinlerin
gelişini kolaylaştıran mukozayı salgılayan bezeler bulunur.Ağız boşluğu
yemek borusuyla dışarısı arasında bağlantıyı sağlar.Yemek borusu, ağız
boşluğu ile kursak arasındaki bir tüptür.Yemek borusu mukozalı duvarlara
sahip tüp şeklindeki yapıdır.Peristalsiz olarak bilinen hareketler
yoluyla,yiyecekler ağız boşluğundan mide doluysa ya da yiyecekler
kusulmuşsa yiyeceklerin tutulduğu kursağa itilir.Kursak,herhangi bir
özel görevi olmayan sadece yemek borusunun şişmiş bölümüdür.
Yemek ,kursakta tutulan yemekse kursağı
terkeder,kursakta tutulmayan yemekse yemek borusunu terkeder ve
proventriculusa geçer.Proventriculus,yenen balığın ve kabuklu küçük
okyanus canlılarının sindirilmesini sağlayan sindirim enzimlerini
barındırdığı için sindirim sisteminin önemli bir parçasıdır.Proventriculus
penguenin midesinin ilk bölümüdür.Penguenin midesinin ikinci bölümü
taşlıktır.Taşlıkta balıklar ve kabuklu küçük okyonus hayvanları
öğütülür ve daha kolay sindirilen püreye dönüştürülür.Taşlık kalın kaslı
tabakaya sahiptir.Bu tabaka besinlerin öğütülmesi için gerçekleşen
kasılmaların oluşmasında gereklidir.Taşlığın iç yüzeyi koilin olarak
bilinen keratin maddesiyle kaplı olduğundan zımpara benzeri bir yapıya
sahiptir.Histolojik olarak bu cutuca gastrica olarak bilinir.Kısmen
sindirilmiş besinler taşlıktan çıkarken pankreasın ve karaciğerin
enzimleriyle karşılaşır.Karaciğerin konumu kalbe inferolateraldir.Karaciğer
yağların sindirimi ve emilimi için yaşamsal önemi olan safrayı,pigment,kollestrol
ve asit çeşitlerini salgılar.Asitliği dengelemek için, pankreas, asidi
nötralize eden sodyum bikarbonat ve çeşitli şeker, yağ ve protein
sindirim kimyasalları salgılar.Bir kısmı daha sindirilmiş besinler
barsaklara girer.Sindirilmiş besinlerin emiliminin en büyük bölümü
burada olur.Yiyecekler, yavaşça sindirilip emildikleri bu kıvrımlı organ
dizisi boyunca yolculuk eder.Burada dışkıyla, böbreklerden gelen
ürikasit karışır.Bu içerik buradan atılır.
İskelet Anatomisi:
Penguenin destek sistemi iskelet
sistemidir.İskeletin etrafı ona bağlı kaslarla sarılıdır.Kaslar iç
organları korur ve iskelet sisteminin hareketini sağlar.Penguenin
iskeleti uçmak için tasarlanmış olmasına rağmen penguenler uçamaz.Ayrıca
penguenin kemikleri uçucu hayvanların ortalama kemik yoğunluğundan fazla
yoğunluğa sahiptir.
Kasların kemiklere bağlanmasına
girmeyeceğim.Burada iskeletin temel
parçalarına ve
günlük yaşamda nasıl işlediğine değineceğiz.
Yandaki
çizim bir kral penguenin kafa iskeletini açıkça göstermektedir.Penguenin
kafa iskeletinin temelini oluşturan çeşitli özellikler kolaylıkla
görülebilir.Gaga olarak bildiğimiz mandible iki ayrık parçadan
oluşur.Biri, üstteki çene kemiğinin hareketini yapan premaxilla’ya
doğrudan bağlanmıştır.Mandible’ye inferior olan bu parça dentary olarak
bilinir.Üst çene kemiğinin hareketi burun açıklığını kapsar.Bu açıklık,
penguenin koku alma sistemine hava girişini sağlar.
Kafa tasının
parçaları için ise üç terimden sözederiz.Frontal,parietal ve occipital
parça.Bunlar penguenin beyninin loplarına uyar.Zygomatik kemer, göz
yuvalarının tabanını oluşturan ince bir kemik yapısıdır.Mesethmoid
solunum sistemi yollarındaki dokuyla aynı olan yapıyla astarlanmış
sinüstür.
Soldaki iskelet yapısının önemli
bölümlerini açıklar.Gaga iskelet yapısının bir parçasıymış gibi
görünsede ,değildir.Gaga keratin bir yapıdır.Bu ;yüke dayanıklı yoğun ve
kalın moleküler yapıdır.Pre-maxilla kafatasının bir bölümünü
oluşturur.Kafatası, penguenin en önemli organlarından birini
kapsar;beyin ,penguenin komuta merkezidir.
Kafatasına caudal, cervical vertebrae’dir.Bununla
birlikte cervical vertebrae, kafatasının tabanıyla doğrudan iletim
içinde değildir.Bunlar birbirlerine kopmaz bağ dokusuyla bağlıdır;her
vertebra (omur) ,altındakine ve üstündekine aynı yapıyla bağlıdır.Ondan
sonra thoracic vertebrae gelir.Thoracic, göğüs kemiğine işaret eder.Bu
göğüs kafesinin başladığı yerdir.Göğüs kafesi , içerideki organları
koruyucu niteliktedir.
En gelişmiş göğüs kafesi kemiği
sternum’dur.
Bunlar alışılmadık derecede geniştir.Pecteralis
kasları sternumun ana eksenine tutunur ve üst kolun humerusuna kadar
yayılır.Sternum neden bu kadar geniştir?Kuşlar uçar ve uçmak için geniş
ve güçlü pectoralis kasları gereklidir.Penguenler, uçmamalarına rağmen,
yüzdükleri için onlar da geniş pectoralis kaslarına gereksinim duyarlar.Bunedenle
penguenlerin de sternumu geniştir.Pectoralis birinci derecede baskı
altındaki kastır ve humerustan sternumun ana eksenine ventromedial
olarak uzanır.Penguenin başlıca elevatorü humerustan clavicle ve
coracoid kemiğinin eklemine dorsaventral olarak uzanan
supracoracoideus’tur.(Bu kaslar, insan oğlundaki latissiums dorsi ve
pectoralis major’le analojik olarak benzer.). Penguenlerde bu uçma
yapısı pectoral girdle (Pectoral kemer) olarak bilinir.
Kanatların her biri karmaşık olmayan bir
bileşik kemik yapısıdır.Her extremit(limb) tek bir kemikten ibarettir (humerus:üst
limb;femur:alt limb) proximal olarak,etkileşimli iki kemik (radius ve
ulna :üst limb;tibiotarsus ve fibular: alt limb ) , distal olarak
metakarpal (üst limb ) ya da metatarsal (alt limb) ve phalange.
Penguenlerde, genellikle femur (uyluk)
görülemeyebilir,çünkü femur tüylerin içine gömülmüştür.Son yapısı
pubis’tir.Bir penguenin pubis’i ilginç bir yapıdır çünkü bir dinazorun
pubis’ine benzer.Pubis penguenlerde baş tarafına doğru, dinazorlarda ise
kuyruk tarafına doğru yönelmiştir.Kuşlarda ve gelişmiş dinazorlarda
görülen evrimsel farklılık olan bu başa yönelik pubis’e ters pubis
denir.
Penguen Cinsleri:
Dünyada 6 penguen cinsi ve 16 penguen
türü vardır.
1.Sphniscus
2.Aptenodytes
3.Eudyptes
4.Eudyptula
5.Megadyptes
6.Pygoscelis
1.Spheniscus cinsi penguen türleri:
Sphniscus magellanicus
Sphniscus humbodti
Spheniscus mendiculus
Spheniscus demersus
2.Aptenodytes cinsi penguen türleri:
Aptenodytes patagonicus
Aptenodytes forsteri
3.Eudyptes cinsi penguen türleri:
Eudyptes atratus
Eudyptes pacbyrhynchus
Eudyptes chysolophus
Eudyptes crestatus
Eudyptes robustus
4.Eudyptula cinsi penguen türü:
Eudyptula minor
Eudyptula albosignata
5.Megadyptes cinsi penguen türü:
Megadyptes antipodes
6.Pygoscelis
cinsi penguen türleri:
Pygoscelis adeliae
Pygoscelis antarctica
Pygoscelis papua
Spheniscus Cinsi Penguen Türleri:
MAGELLANIC
Spheniscus magellanicus:
Magellanic pengueni Spheniscus cinsinin
bir üyesidir.Diğer yakın üç akrabası gibi, görünüşü kahverengiye kaçan
siyah renkli , göğsü ve karın bölgesi beyaz olan tipik bir
penguendir.Bir magellanic, boynunun anterior yüzeyinden karşılıklı iki
beyaz şeridin geçmesinden ayırt edilebilir.Humboldlarda bu şerit
tamamlanmamış ve Africanlarınkinde ise bulunmamaktadır.
Magellanic penguenleri ortalama 44,45 cm
boyunda ve 2,9 kg ağırlığındadır.Hem dişi hem de erkek aynı renk
düzenini sergiler.
Magellenic pengueninin ekolojisi aslında
farklıdır.Yaşam alanları düşük sıcaklıktaki Aşağı Antarktika ve Şili
kıyılarıdır.Magellanic penguenlerinin yaşam alanları ve zamana bağlı
davranış türleri Humboldt penguenlerinkiyle çakışır,fakat bu iki tür
birbirleriyle genellikle çiftleşmez.Magellanic penguenleri çiftleşme
zamanlarında ,Eylülsonundan Şubat’a kadar Juan Fernandez,Staten Adası,Tierra
del Fuego ve the Falkland Adalarındadır.Magellanic penguenleri yıl
boyunca göç eder.
Magellanic populasyonunu, vücut
yağlarının azalması ve insanların onları avlaması onları tehdit
eder.neyse ki bu kuşlardan 1,2 milyon çift vardır.Doğal olarak Güney
deniz aslanları tarafından avlanırlar.Dominican martısı ve iri petrl de
penguen civcivlerini ve yumurtalarını besin olarak kullanır.Penguenlerin
yiyecekleri ise küçük balıklardan ve deniz kabuklularından ibarettir.
Magellanic pengueni bazen “jackass”
pengueniolarak anılır.
Magellanic penguenleri , spheniscus
magellanicus, Juan Fernandez adalarında,Güney Şili ve Patagonya
sahillerinde ve adalarında Tierra del Fuego’da ve komşu adalarda Staten
Adasında ve Falkland Adalarında ürer.Üreme kolonileri ,açık sahil.kum
düzlükleri,çimenli bayırlar ve ağaçlık bölgeler gibi çeşitli
habitatlarda bulunurlar.Buralarda güneşten,hava koşullarından ,diğer
memelilerden ve yağmacı kuşlardan korunmak için yerin altına sığ oyuklar
kazarlar.

Resim 11

Resim 12
PERU PENGUENİ (HUMBOLDT)
Spheniscus humboldti:
Humboldt penguenleri Spheniscus cinsinin
üyesidir.Humbodtlar en fazla Magellanic penguenleri gibi görünür.Bu iki
türün yaşam alanları genellikle çakışır.Frontal yönden bu ikisine
bakarsanız ,Humbodtların boyunlarında tek bir şerit ,Magellaniclerinkinde
ise iki şerit görürsünüz.Davranışsal ipuçları dikkate alınmadığında ,
erkek Humboldtlar dişi Humbodtlardan ayırtedilemez.Erkek de dişi de
yaklaşık 4,5 kg dır ve yaklaşık 65 cm boyundadır
Humbodt penguenleri çoğunlukla Perm ve
Şili kıyılarını mesken tutarlar.Zaten yaşadıkları bu bölgeler
çiftleşmelerine de uygun olduğundan göçebe değillerdir. Humbodt
penguenleri bütün yıl boyunca ürayebilme yeteneklerine sahiptir.Humbodt
penguenleri her seferinde 2-3 yumurta yapar ve bunlar hepsinden
başarıyla civciv çıkabilir.
H umbodt penguenleri küçük balıklarla ve
kabuklularla beslenir fakat onlar daha çok diğer okyanus hayvanlarına
yem olur.Onlar, skualar ve martılar tarafından da avlanırlar.Bununla
birlikte bu penguenlerin nüfusunu tehdit eden başlıca neden ;
insanoğludur.Humbodtlar sıklıkla balık ağlarının kurbanı olurlar ya da
yumurtaları deniz kuşlarının düşürdükleri dışkıları tarafından ezilir.Galapagos
penguenleri gibi, Humboldt penguenleri de son iki El Nino’dan
etkilenmiştir.(El Nino;sözkonusu bölgelerde görülen kasırga) .Yaklaşık
olarak, Peru’da 5000, Şili ‘de 6000 penguen sayılmıştır.Fakat bu türler
tehlikeye girebilir.
Humbodt pengueni aynı zamanda Peruvian
pengueni olarak da bilinir.

Resim 13
GALAPAGOS PENGUENİ
Sphcniscus mediculus:
Galapagos penguenleri Spheniscid ‘lerin
en küçükleridir.Onların ağırlıkları yalnızca 2,2 kg ve boyları 0,5 m
kadardır.Galapagos penguenlerinin cinsiyetlerinin ne olduğu zamana göre
değişim gösteren cinsiyetler arasındaki davranış farklılıkları yoluyla
anlaşılabilir.Galapagos pengueni (Diğer Spheniscus üyelerinden ) kolayca
anlaşılabilecek kadar farklılık gösterir.O belirgin şekilde dört
Spheniscus’un en ufak tefek görünenidir.Tüy yapısına dikkatle
bakıldığında Galapagos pengueninin kahverengi tüylerden oluşmuş iki
ventral şeride,benekli inferior şeride ve tamamen koyu ve sık sperior
şeride sahip olduğu görülür.Gagası, kuzenlerininkinden daha uzun ve
zariftir.
İsimlerini aldıkları Galapagos Adasında
yaşarlar.Penguenler, bu ekvatoryal adalarda yaşayan binlerce faklı
yaratıktan yanlızca biridir.Galapagos penguenleri Albermarle ve
Narborough Adalarında ve bazen Isebela Adasında yavrular.Son
hesaplamalara göre sayılarının 2000 çiftten az olduğu tahmin
edilmektedir.Sayılarının azalmasındaki suçlu yiyeceklerin azalması ve El
Nino olarak görünmektedir.Bu nedenle diğerleri gibi tehlike
altındadırlar.
Galapagos penguenleri göçebe
değillerdir.Yıl boyunca ılımlı kalan bu sularda bulunurlar.Tropik
balıklarda ve kabuklularla beslenirler ve Galapagos köpekbalığından ,
arasırada da olsa ayı balıklarından kaçınmaları gerekir.Kıyıda penguen
yumurtaları ve civcivler Galapagos atmacasına ve iri farelere yem
olurlar.
Galapagos Adalarının kıyıları yaşam
çeşitliliği bakımından zengindir.Yengeçler ve iguanalar yuvalar ve
penguenler için tehlike oluşturmaz.Burada insanların yarattığı tehlike
olmazsa iki yumurtadan çıkan civcivlerden biri yetişkin bir penguen
olabilir.
GÖZLÜKLÜ PENGUEN (AFRICAN)
Spheniscus demersus:
Afrika penguenleri aynı zamanda jackass
penguenleri ve karaayaklı penguenler olarak da bilinir.Bu isimlerin her
biri uygundur ancak jackess ve Africa daha alışılmıştır.Phylogeny’nin ve
dış görünüşün tanımlamaları,Humboldt,Magellanic ve Galapagos
penguenleriyle birlikte Sphniscus cinsinin bir üyesi olmalarına dayanır.
African penguenlerinin genel görünüşleri
yakın akrabalarınınkinden daha belirgindir.Genellikle , 45,72 cm boyunda
ve yaklaşık 3,4 kg ağırlığında olurlar.Bu ağırlık ve boy penguenler için
ortalama değerler olmasına rağmen Spheniscus cinsi için en büyük
olanlarıdır.
Afrika penguenlerinin ekolojisi
ilginçtir.Afrika penguenleri isimlerinden de anlaşıldığı üzere Afrika da
bulunurlar ve bu nedenle diğer penguenlerle çiftleşemezler.Onlar Güney
Afrika’dan Nambia’ya uzanan bir alanda ürerler.Besinleri balık ve
kabuklulardan ibarettir.Köpekbalıkları tarafından avlanırlar ve ayrıca
yumurtalar ve civcivler için ise Dominik martısı,Kutsal Ibis ve skua
tehlike oluşturur.
Africa penguenlerinin asıl yağmacısı
insanlardır.Onların yaşam alanlarının kaybolması 180000 çift olan
penguen nüfusunun giderek azalmasına neden olmaktadır.
Aptenodytes Cinsi Penguen Türleri:
İMPARATOR ve KRAL PENGUENLER
Aptennodytes forsteri ve Aptenodytes
patogonicus:
Yaşayan türlerin en irileridir.İmparator
penguenin yüksekliği 1,20 m’yi bulur.Kral penguen ise biraz daha
küçüktür.İmparator penguenin ağırlığı 30-40 kg olabilir.
İmparator penguenler yalnızca Antartika
kıyılarında ya da çevre adalarda yuva yaparlar.Çiftleşme döneminde (Antartika’nın
uzun gecesine rastlar.) ,eşlerini seslerinden tanımayı başarırlar.
Her iki tür de gerçek yuva yapmaz.Bu
nedenle , dişinin yumurtladığı tek yumurta karındaki kıvrım tarafından
korunur ve babanın ayakları arasında , yavru yumurtadan çıkar.Öte yandan
,bu penguenler yavrularını sert iklimli ve yılın en az 7-8 ayı yiyecek
kıtlığı olan bir yerde büyütürler.Bu nedenle, kışın kuluçkaya
yatarlar.Yavrular çecrede buldukları yiyecekleri tüketebilecek düzeye
geldiklerinde, yiyeceğin bol olduğu kısa yaz mevsimi de gelmiş olur.
İmparator penguenlerin erkeği, tek başına
kuluçkaya yatar.Yaklaşık 60 gün süren kuluçka döneminde, erkek hiçbir
şey yemez.Dişi ise yuvadan uzakta , buzsuz sularda özgürce dolaşır ve
bedeninde yağ biriktirir.Dişi yuvaya döndükten sonra yavrularla
ilgilenmeye başlar, onlara beslenmeyi öğretir.Bu sırada boş kalan
acıkmış erkek , yiyecek bulmaya gider.Kral penguenlerin yumurtaları
yaklaşık 54 günde olgunlaşır.Bu süre boyunca erkek ve dişi ,nöbetleşe
kuluçkaya yatar,boş kaldıklarında da beslenirler.İlk yavrular ilkbaharda
başlarında yumurtadan çıkarlar ve kış başında boyları, ana babalarınki
kadar olur.
Yumurtadan daha geç çıkan yavrular,kış
döneminde daha az büyürler,hatta kilo yitirirler ve bazen, yaklaşık iki
hafta süreyle çok az yiyecek bulabildikleri için ölürler.Yavrularını kış
mevsiminde yitiren dişiler, ilkbahar başlarında yeniden
yumurtlarlar.Buna karşılık bir sonraki üreme mevsimi başlarına kadar
yavrularını büyüten çiftler daha geç yumurtlarlar.Dolayısıyla, yavruları
yaklaşık bir süre ile beslendiklerinden , bu penguenler 3 yılda ancak
iki kez yavru büyütebilirler.
(Aptenodytes
patogonicus)
Eudyptes Cinsi
Penguenler (Gözlüklü Penguenler):
Eudyptes atratus
Eudytes
pachyrnchus
Eudyptes
chysolophus
Eudyptes crestatus
Eudyptes robustus
Orta irilikte, ama çok güzel
kuşlardır.Başlarının iki yanında ipeksi ve koyu renkli telekli sorguçlar
vardır.Erişkinlerde, kaşa benzeyen sarı bir tutam perçem bulunur.Antartika
kıyılarından Güney Afrika , Avustralya , Yeni Zelanda ve Güney Amerika
‘da Patagonya kıyılarına kadar, ayrıca Hint okyanusu ile Atlas
okyanusunun güneyindeki adalara yayılmıştır.
Eudyptula minor Cinsi Penguen Türü :
Eudyptula minor (Küçük mavi penguen )
Eudyptula albosignata (Beyaz kanatlı
penguen)
Eudyptula cinsinden bu iki penguen öbeğin
en küçük örnekleridir.Boyları yalnızca 40 cm ‘dir.Avustralya’nın güney
kıyılarında ve Yeni Zellanda adalarının iki büyük adasında
yaşarlar.Ördek büyüklüğündedir.
Megadyptes Cinsi Penguen:
Megadyptes antipodes (sarı gözlü penguen
):
Gözleri arasından geçerek başının
arkasına kadar uzanan bir sarı telek şeridinden ötürü bu isimle
anılır.Yalnızca Yeni Zellanda ve çevresindeki adalarda yaşar.
Adelie Cinsi Penguen Türleri:
Pygoscelis adeliae
Pygoscelis antarctica
Pygoscelis papua
Adını ilk kez görüldüğü Antatika
kıyılarının düz bölgesi “Adelie toprağı”ndan alır.Antartikada yaygın
biçimde görülen küçük yapılı türler arasındadır.Adelie pengueni eylülde
(güney yarımkürenin ilkbahar başlangıcı) yuva yapar.Yuva kurduğu
bölgeye gidebilmek için yaklaşık 300 kilometre yol aşar.Adelie
penguenleri zaman zaman , fırtınalar ve kutup buzlarının kırılması
nedeniyle,izleyecekleri yoldan sapmak zorunda kalmalarına karşın, güçlü
yön bulma duyuları sayesinde , geleneksel olarak yuvalarını kurdukları
yerleri metrelerce kalınlıkla karla örtülü olsalar bile , bulurlar.Yuva
yaptıkları yere ulaşınca , yuvalarını küçük taşla çevirirler.Yalnız
Adelie pengueni ile İmparator penguen güney kutbuna ulaşabilen
türlerdir.Dişi , bir ay süren açlık döneminden sonra genellikle iki
yumurta yumurtlar, bundan sonra beslenmek için denize döner.Kuluçkaların
bütün sorumluluğunu ise erkek yüklenir.
KAYNAK :
users.capu.net
Ayşe
Rahşan TANYILDIZI
04-99-3102