
Kingdom :
ANIMALIA
Phylum
: ANNELIDA
Class : Polychaeta
Subclass : Errantia
Order : Amphinomida
Family : Amphinomidae
Genus : Hermodice
Species : carunculata
Solucanlar:
Gerçek solucanların karakteristik
özelliklerinden biri bilateral simetriye
sahip olması,gerçek vücut boşluklarına sahip olmaları ve vücutları
birçok segmentten oluşmuştur.Annelidler
başlıca iki ayrı sınıfa ayrılırlar:Polychaete
ve Oligochaete.
Oligochaete sınıfında bulunan solucanlar toprakta yaşarlar ve
grubun en meşhur üyesi olan yersolucanlarıyla benzerlik gösterirler.Polychaeta
sınıfındaki solucanlar daha farklıdırlar çünkü pek çok sayıda iyi
gelişmiş püskül benzeri parapodlara
sahiptirler.Denizde yaşayan solucanların geneli
Polychaete sınıfına dahildir.Polychaete
sınıfı kabaca iki gruptan oluşur:Sedentary
polychaetes ve Errant
polychaetes.Sedentary
grubu solucanlar genel itibariyle aynı yerde kendi inşa ettikleri
korunaklı tüpler içinde yaşarlar.Buna rağmen bu solucanlar hareket
yeteneklerine sahiplerdir ve gerekli gördüklerinde yer
değiştirebilirler.Genellikle bu solucanlar suyu filtre ederek
beslenirler
Errant
Polychaetes
Errant
grubu solucanlar ise istedikleri zaman hareket edebilirler.Bunlar
çöpçü ve yağmacı olarak yaşamlarını sürdürürler.Denizlerde yaşayan en
iyi çöpçülerden biride Deniz Çıyanıdır.Deniz Çıyanları yan
kısımında bulunan çok çabuk kopabilen saç
benzeri zehirli tüylere sahiptirler.Çıplak elle dokunulması hallinde
acı dolu bir deneyime sahip olmanıza neden olur.Hazır bir leş
buldukları zaman çok kısa sürede leşin başına üşüşürler.Yeterli besin
bulduklarında asexual olarak hızlı bir
şekilde üreyebilirler.Ayrıca fragmantasyonla
yani kendilerini bölerek yeni solucanlar meydana
getirirek ürerler.Her ne çeşit besin olursa olsun bu solucanlar
çok kısa sürede yiyip bitirirler.Ne kadar çok besin varsa o kadar çok
solucan bulunur.
DENİZ ÇIYANLARI:
Renkleri yeşilin ve kahverenginin tonlarındadır. Gövdelerinde parlak
renkli enine bantlar bulunur. Ayrıca vücutlarının üzerindeki saydam
kıllar tehlike anında beyaz bir renk alır. Vücutları uzun ve yassıdır.
Boyları 10-12 santimetre arasında değişir. Bazen 30 santimetre
kadar olanlar da görülür.
Denizlerde 5 ile 30 metre arasında yayılış gösterirler. Sert ve serte
yakın zemine sahip bölgelerde yaşarlar. Ayrıca deniz çayırlarının
içinde de bulunabilirler. Akdeniz ve Ege denizinde bulunurlar. Bu canlılarda dört tane göz bulunur. Üzerinde, sert ve beyaz kılları
taşıyan 150’ ye yakın segment vardır. Bu
kıllar zehirlidir ve çıyan tehlike anında bu kılları fırlatabilir.
Zıpkın veya ok ucuna benzeyen bu kıllar gövdedeki
segmentlerde kısmen düzenli olarak yerleşmiştir.bunlar
sayesinde çıyan düşmanlardan korunur. Bu kıllarla temas eden insanlar
derilerinde yanma ve kızarıklıklar olabilir. Canlı “fire worm” isminide
burdan almıştır. Özellikle yaz
dalışlarında, kısa elbiselerden dolayı vücudun açıkta kalan yerlerine
bu çıyanların zehirli dikenleri batabilir. Dahil olduğu familyanın (Amphinomidae)
tüm üyeleri zehirlidir. Etçil olan bu hayvanların besinlerinin arasında ilk sırayı leşler
alır. Sualtında ölen bir hayvanın leşine çok kısa bir zamanda ulaşıp
sürü halinde leşi hızla tüketirler. Böylece sualtını bir bakıma
leşlerden temizlemiş olurlar. Ender olarak canlı hayvanlara da saldırsalarda bu canlılar yavaş hareket
ederler. Besinleri arasında anemon çiçekler ve küçük kabuklularda
bulunur.
Korunma ve tedavi
yöntemleri:
Halkalı Solucanlar
Halkalı solucanlar şubesinin bazı üyeleri de
zehirlidir. Bu şubenin üyeleri vücutlarını oluşturan halka
ya da segment dizileriyle tanınırlar. Halkalı solucanların en önemli özelliklerinden
biri, "seta" denilen kalın kıllarıdır.
Bunların dip kısımları deriden bir kese içerisinde bulunur. Bu keseler
kaslar yardımıyla içeriye ya da dışarıya
doğru hareket ettirilebilir. Bazı halkalı solucan türlerinin
setalarının içinde zehir bulunur.
Kıyılarımızdaki en yaygın ve zehirlenme olaylarına en çok neden olan
zehirli halkalı solucan türüyse, deniz çıyanı (Hermodice
carunculata).
Halkalı Solucanların Yol Açtığı Zehirlenmeler
Tedavi Yöntemleri:
Gözle görülebilen bütün zehirli kıllar bir
cımbız yardımıyla alınmalıdır.
Deri fazla sürtünmeden ve ovalanmadan
kurulanmalıdır. Bunun en sağlıklı yolu rüzgar yardımıyla veya bir saç
kurutma makinesiyle yapılan kurutmadır.
Bir selobantın
yapışkan yüzeyi kılların üzerine denk gelecek şekilde yapıştırılıp
çekilerek, geride kalan kıllar alınmalıdır.
Tahriş olan bölgeye sirke, % 40-70'lik alkol
veya amonyak uygulanarak acının hafifletilmesi sağlanabilir.
Eğer tahriş olan bölgedeki acının şiddeti
artarsa, bölgenin üzerine lokal kortikosteroid
içeren ilaçlar uygulanabilir.
Korunma Yolları: Deniz çıyanları çok
yavaş hareket eden canlılardır, bu yüzden sadece dikkatsiz
balıkadamlar için tehlike oluştururlar. Özellikle yaz aylarında pek
çok dalgıç, dalış kıyafetleri olmadan dalış yapar. Kayalık bölgelerde
dolaşırken deniz çıyanlarının ortamda bulunabileceği düşünülerek
taslara ve kayalara sürtünmekten kaçınılmalıdır.
Bu hayvanin besinleri arasında leşler, ilk
sırayı alır. Bu yüzden sualtında ölü canlılara dokunmamak gerekir,
keza beslenme işlevini tamamlayan bir deniz çıyanı ölü canlıdan
ayrılmış olsa bile, setaları bu ortamda
bulunabilir.
Balıkçı ağlarına yakalanan balıklar arasında
da çok sik görülen deniz çıyanları, ağdan balık toplarken de
zehirlenmeye neden olabilir.
Doğal Çöpçüler:
Ege ve Akdeniz’de dalış yapıp
deniz çıyanlarını (Hermodice
carunculata) dipte dolaşırken görmeyen
dalıcı yoktur. Daha çok bir solucana benzeyen bu deniz canlılarının
gerçekten de kara solucanlarının bir akrabası oldukları hiç kimseyi
şaşırtmaz. Ama asıl şaşırtıcı olan en yakın akrabalarının karada
olmayıp, denizde hemen yanı başlarında bulunan ve bir kurttan çok bir
çiçeği andıran –ve yanlışlıkla şakayık olarak adlandırılan -
canlılardır. Bunlar aslında deniz çıyanları gibi halkalı kurtlar
sınıfından olan boru kurtlarıdır.
Deniz çıyanlarının insanlar için
zararlı sayılabilecek tek yönü vücudunun her iki tarafında yer alan
beyaz sert kıllardır. Tehdit altında olduğunu hissedince, çıyan
hafifçe kendini büzerek sert kılları iyice dışarı çıkarır. Eğer bu
kıllar çıplak bir ten ile temas ederse kolaylıkla saplanırlar. Bunu
takip eden 3-5 saat kılların battığı bölge sıcak su dökülmüş
derecesinde acı verir. Yapılacak şey bu bölgenin ovulmaması, mümkünse
cımbızla kılların çıkarılması ve alkol veya amonyak ile bölgenin
temizlenmesidir
Bu canlılar maksimum
30 cm. kadar olurlar. Fakat bu kadar yetişkin olmasalar bile doğanın
onlara yüklediği görevi ellerinden geldiğince yaparlar. Deniz
çıyanları su altının akbabalardır. Ölü bir canlının varlığını o kadar
çabuk algılarlar ki, canlının ölü bedeni dibe iner inmez bölgedeki tüm
çıyanlar çok kısa bir sürede leş üzerine üşüşürler. Bu fotoğraftaki
ölü Vatoz’da olduğu gibi.
Deniz
çıyanları için ölü canlının türü önemli değildir. Bu bazen bir
ahtapotta olabilir. Ama ne olursa olsun, bu tüyler ürpertici
manzaralara rağmen deniz çıyanlarının ekolojiye yaptığı katkı hiç bir
şekilde küçümsenemez. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, çıplak gözle
deniz dibinde gördüğümüz canlıların çok azı çevreleri için bu düzeyde
bir yarar sağlamaktadır.
Bir balık ölüp deniz
dibine inmiş. Deniz çıyanları kısa sürede işlerini bitirmişler. Geriye
balıktan kemikler ve deri dokusu kalmış. Bundan sonrası tuzlu deniz
suyuna ve bakterilere kalmış. İşte, yaşam madalyonunun öbür yüzü.
KAYNAKLAR
Gözcelioğlu
B. ve Aydıncılar Ö. F., 2001, Derin Mavi Atlas,
Tübitak Yayınları
www.sualtidergisi.com
www.denizce.com
www.scubarepublic.com
www.coralsphere.com/fireworm.html
www.sanctuaries.nos.noaa.gov/pgallery/pgflower/living/living_25.html
www.digilander.libero.it/scubabob/LCayman/verme.html
www.bloob.it/Biologia/specie/anellidi/hermodice
www.horta.uac.pt/species/Annelida/Hermodice_carunculata
www.aqualandia.hpg.ig.com.br/carunculata
www.graphic.com.br/reef/carunculata.htm
www.maltavista.net/en/list/photo/1708.html
www.aquarium.net/1096/1096_3.shtml
KENAN PARLAK
04-00-3828