İlk olarak
Linnaeus tarafından 1758 yılında keşfedilmiştir.
SINIFLANDIRMASI:
Regnum : Animalia
Subregnum :Metazoa
Divisio : Radiata
Phylum : Coelenterata
Classis : Anthozoa
Subclassis : Octocorallia
Ordo : Gorgonaria
Familya : Corallidae
Genus : Corallium
Species : rubrum
MERCANLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ :
Denizin
altındaki mercan kayalıkları, uzaydan bile görülebiliyor. Bunların
meydana gelişi binlerce yıl alıyor.
Her yıl Ağustos ayında
dolunay çıktıktan sonra, Avustralya yakınlarında, okyanusun sığ
yerlerinde bir kıpırdanma, bir hareketlilik başlar. Bu hareketlilik, bir
görsel şölenin habercisidir.
Başrolü mercanlar oynar.
Türüne göre, kimi üç gün sonra başlar gösteriye, kimi yedi, kimi sekiz
gün sonra. Fakat takvim hiç şaşmaz. Mercanlar üreme dönemindedirler ve
dişiler yumurtalarını, erkekler, yüzeye çıktığında açılacak olan sperm
paketlerini suya bırakırlar. Birbirinden habersiz ve kilometrelerce uzak
milyonlarca mercanın yumurta ve paketleri suya bırakması, aynı günde,
aynı anda cereyan eder. Deniz içinde, yüzeye doğru, âdetâ lapa lapa kar
yağmaya başlamıştır. Okyanus suları bu yumurta ve paketleri sürüklemeye
başlar. Bu arada hücreler birleşir ve larvalar meydana gelir. Anne-baba
mercanlar kendi adalarında sabit kalırken, yavrular okyanusta hiç
bilmedikleri evlerine doğru yola çıkarlar. Uygun bir mercan adası
bulduklarında buraya tutunurlar, kısa bir süre sonra polipe dönüşürler
ve hayatlarını artık burada idame ettirirler.
Omurgasız ve çok narin
canlılar olan mercanlar yer seçimi konusunda oldukça seçici davranmak
zorundadırlar; çünkü pek az yer mercanların yaşayabileceği özelliklere
sahiptir. Örneğin deniz suyunun en az 20 derece olması gerekir. Bu
yüzden genellikle 30 derece kuzey ve 30 derece güney enlemleri
arasındaki tropik bölgede mercanlara rastlanır. Yumuşak mercan olarak
adlandırılan mercan türleri, daha soğuk sularda, kayalık
oluşturamamalarına rağmen, genellikle bu kayalara tutunarak
yaşayabilirler. Ama çoğu mercan türü, sadece tropik bölgelerde
yaşayabilen türlerdir. Bu mercan türlerinin üzerinde yaşayan bir de
sürekli misafir vardır: zooxanthellae adlı mikroskobik bir suyosunu.
Birbirinden oldukça farklı iki tür olan bu suyosunuyla mercanlar
arasında da çok sıkı ve hayatî önem taşıyan bir bağ vardır. Mercanların
ana kaynaklarından birini teşkil eden bu suyosunları, diğer bitkiler
gibi fotosentez yapar, güneş ışığını oksijen ve şeker gibi gıdalara
çevirirler. Bu gıdalar mercan tarafından kullanılır. Mercanların karbon
dioksit, nitrat ve fosfat gibi atıklarını ise suyosunları kullanır.
Gıdaların bu yolla geri dönüşümü, tropik bölgelerin gıda açısından fakir
sularında mercanların büyümesine yardım eder. Ayrıca mercanlar da
suyosununu korur, ona ışık alabileceği bir yer sağlar ve böylelikle ona
karşı olan borcunu öder. Suyosunlarının fotosentez yapabilmeleri ve iki
türün alışverişi için denizin aynı zamanda çok temiz ve sığ olması
gerekir. Kirli veya karanlık bir denizde suyosunu güneş ışığı alamadığı
için hem kendi beslenemez, hem mercanı besleyemez. Böyle bir durumda her
iki türün hayatı tehlikeye girer ve suyosunu çareyi mercanı terk etmekte
bulur. Mercan da rengini kaybeder ve beyaz kalsiyum karbonat yapı ortaya
çıkar.
Mercanların 100 metreden
daha derin sularda yaşayamamasının sebebi de aynıdır: denizin karanlık
olması, fotosentezi zorlaştırması. Ultraviyole radyasyon, sedimantasyon,
tuzluluk oranındaki değişiklik, sıcaklığın düşmesi gibi unsurlar da
mercanların rengini kaybetmesine sebep olur. Mercan kayalıklarının
tropik bölgelerdeki nehir ağızlarında kesintiye uğraması da, nehirlerin
taşıdığı alüvyon sebebiyle suyun kirlenmesi, yaşamaya elverişsiz bir
ortam oluşturması yüzündendir.
Mercan adalarının inşası, binlerce yıllık bir süreç içinde gerçekleşir.
Ölen poliplerin iskeletlerinin üzerine genç polipler tutunurlar. Bütün
polipler, büyürken kalsiyum karbonat salgılayıp kendi iskeletlerini
oluştururlar. Öldükten sonra gelen yeni polipler de bu iskeletlerin
üzerine tutunurlar. Böylece mercan adası büyüdükçe büyür. Bazen bir
mercan adasında milyonlarca mercan bulunur. Ancak mercanlar her zaman bu
maddeyi aynı oranda salgılamazlar. Maddenin salgılanma oranı mevsime
veya iklimdeki yıllık değişimlere göre değişir. Bir mercan adasının yaşı
ve büyüme oranı—tıpkı ağaçların yaş tespitinde olduğu gibi—bu polip
katmanlarına bakarak anlaşılır. Mercan adalarının büyüme oranları
üzerine yapılan araştırmalar, bu adaların aslında çok yavaş, türlerine
göre yılda 3 mm ile 10 cm arasında büyüdüğünü ortaya koymuştur.
Polipler, aralarındaki
incecik bir deri tabakasıyla da, bir şebeke gibi birbirlerine
bağlanırlar. Bu deri tabakası yardımıyla, bir polipin aldığı besinden
bütün polipler faydalanır. Böylece, bütün bir mercan topluluğu, tek bir
vücut gibi davranır. Beslenme vakti, mercanlar için gecedir. Gündüz
büzülerek içine girdikleri iskeletten, geceleri, beslenmek için,
dokunaçları yardımıyla dışarı çıkarlar ve sadece insanoğlunun
güzelliğini idrak edebileceği eşsiz bir görüntü sergilerler. Sadece
suyosunlarının sağladığı besinle değil, küçük planktonlarla,
bakterilerle, balık salgılarıyla ve dokunaçlarının alabildiği diğer
küçük organik maddelerle beslenirler.
İskeletleri poliplere
sadece tutunabilecek bir yer sağlamaz, aynı zamanda onları tehlikelerden
de korur. Polipler herhangi bir saldırıyla karşı karşıya kaldıklarında
büzülerek iskeletin içine girerler. Tehlike geçtiğinde ise tekrar dışarı
çıkarlar ve beslenmelerine devam ederler.
Bugün yeryüzünde tespit
edilen yaklaşık 700 mercan türü var. Kayalıklar özellikle Güney Pasifik
ve Hint Okyanusunda yoğunlaşmış bulunuyor. Karayipler’de ve Meksika
Körfezindeki tür sayısı ise çok az: 35 civarında.
Her mercan türünün ayrı bir
şekli, ayrı bir rengi vardır. Kimisi marul, kimisi beyin, kimisi kaktüs,
kimisi fil kulağı, kimisi geyik boynuzu şeklindedir. Bu yüzden de onlar
bu isimlerle birbirlerinden ayrılmışlardır. Mercan adalarının şekilleri
de, bulundukları çevreye göre şekil alır. Sığ sularda, yüksek dalgaların
olduğu yerlerde alçak, güçlü bir form oluştururlar. Ancak zaten sığ olan
su alçalırsa, su üstünde kalan mercanların ölümden başka seçenekleri
kalmaz. Bir ağaç gibi dal budak salan narin mercanlar ise daha sakin ve
nispeten daha derin sularda bulunur.
SİSTEMATİK ÖZELLİKLERİ :
PHYLUM:
COELENTERATA
Sessil yaşayan veya serbest yüzen hakiki metazoonlar. Çoğu
radier simetrilidir. Vücutlarının esas ekseni gastrulanın primer
eksenine, ağızlarını bulunduğu yerde blastopora tekabül eder. İlksel
halde vücut vazo veya torba şeklinde olur. Vücut cidarı ektoderm ve
endodermden yapılmıştır. Bu iki epitel arasında ya hücresiz bir jelatin
tabakası, yahut da mezenşim şeklinde hücreli bir tabaka (mesogloea)
bulunur. Gastrulanın ilk bağırsağından oluşan gastral boşluk vücudun tek
boşluğudur. Mesogleanın fazla gelişmesi yüzünden cidarları kalınlaşmış
olan gruplarda gastral boşluktan, radier olarak, cepler veya kanallar
meydana gelir (gostrovascular sistem). Bu sistem sayesinde besinin bütün
vücuda yayılması temin edilir. Coelenteratlar hem eşeyli hem eşeysiz
çoğalırlar. Eşeysiz çoğalma ile koloniler meydana gelir.
CLASSİS : ANTHOZOA
Polip
şeklindedirler ve her zaman polip olarak kalırlar. Medusa şekilleri yoktur; ektodermal yemek boruları ve septlerle ayrılmış
gastral boşlukları vardır. Septlerde ektodermal kaslar ve eşey organları
bulunur. Kas telleri uzunluğuna, genişliğine ve yanlamasına olmak üzere,
vücudun her tarafında bulunurlar. Orta hücre tabakaları mesenchymaldır.
Kütikül veya mezodermal iskeletleri vardır. Tek başlarına veya koloni
halinde yaşarlar.
Bunlar daha büyük, aynı
zamanda daha karışık yapıda ve gastrovascular odaya malik oluşlarıyla,
Hydrozoa ve Scyphozoa’ların poliplerinden
ayrılmaktadırlar. Vücutları boş bir silindiri andırır; üst taraflarında
ağız, alt taraflarında ayak ve ağızlarının kenarlarında tentakülleri
vardır. Erkek ve dileri ayrıdır. Yalnız Cerianthus ile Zoanthus’lar
hermafrodittir. Sinir sistemleri ektodermal ve diffusdır, daha
derinlerde ganglion hücreleri bulunur.
Özel bir merkezi sistemleri
yoktur. Ektoderm tabakalarında bile duygu sinir hücreleri vardır.
Actinaria ile Cerianthidae bir yana, bütün diğer Anthozoa’larda,
kuvvetli bir iskelet teşekkülü vardır. İskeletleri kireç veya boynuz
maddesinden ibarettir ve çoğunlukla ektodermal olurlar. Renkli olanları
pek çoktur.
Eşeysel çoğalıştan başka,
bunlarda bile tomurcuklanma ve genişliğine – strobilationa benzer bir
halde – iki veya daha fazlaya bölünme suretiyle de çoğalış vardır.
Yumurtalar çoğunlukla daha ana karnında iken, embrional açınımlarını
yaparlar ve larva halinde ağızdan dışarı çıkarlar. Planula, aboral
taraftan bir yere oturur; veyahut ta henüz kirpiklerine malik ve suda
yüzdüğü sıralarda ağız, tentakül ve septlerini meydana getirir, ondan
sonra bir yere oturur.
Anthozoa’ların gerek
Octactinia ve gerek Hexactinia’ları, aslen Ekvatordan 15 coğrafi enlem
derecesi kuzeye ve 15 coğrafi enlem derecesi güneye doğru olan 30 enlem
dereceleri arasında yaşarlar. Mercan resiflerini ( atölleri, sahil
resiflerini ) meydana getirirler. Resifler gemiler için tehlikeler
teşkil ederler. Bunlara çarpan gemilerin çok defa kazaya uğradıkları
görülmüştür. Atöller, bazende faydalı olurlar; çünkü atöller deniz
ortalarında adeta tabii birer liman teşkil etmektedirler. Hatta zaman
ile, bu resiflerden meydana gelmiş ve üzerleri bitkilerle bezenmiş
adalarda meydana gelmektedir.
ORDO:
GORGONARIA
Çoğu dallı ve sesil
kolonilerdir. Poliplerinin gastral boşlukları kısa olur. Sönenşim, bir
içte diğeri dışta olmak üzere, iki tabakaya ayrılmıştır. İskeletleri,
sönenşim içinde dağınık halde bulunan skleritlerden başka koloninin
ortasında uzanan bir de eksen bulunur. Bu eksen iskeleti ya iç sönenşim
tabakasındaki skleritlerin birbirleri ile lehimlenmesinden meydana gelir ( Scleraxonia ), yahut ta bu tabakadaki skleritler kaybolur ve
yerlerine konsantrik lameller halinde keratin bir eksen teşekkül eder.
Keratin lamellerin içlerine ve aralarına muhtelif miktarda amorf veya
kristal halde CaCO3’te birikebilir (Holaxonia ). Her iki tipte de eksen
mezenşimatik bir iç iskelettir. Solenlerden meydana gelen kanal
sistemleri periferik bir kanal ağı ile boyuna uzanan esas kanallara
ayrılır. İlksel formlarda boyuna uzanan esas kanallar hem iç, hem de dış
sönenşim kanallarında mevcuttur. Fakat eksen iskeletinin teşekkül etmesi
ile iç tabakadakiler çekilerek eksen etrafında sıralanırlar. Esas
kanallar ekseriya enine kanallar vasıtası ile birbirlerine bağlıdır.
Bundan başka ya doğrudan doğruya, yahutta periferik solen ağı
vasıtasıyla poliplerin gastral boşluları ile de iştirak ederler. Yalnız
iki cinsin polipleri arasında dimorfizm görülür.
Bu ordoya ait koloniler bütün denizlerde, sığ yerlerden 4000 m
derinliklere kadar bulunabilirler. Fakat çoğu sahil bölgesini ve sıcak
suları tercih eder. sahil formları genellikle geniş bir kaide safihası
ile sert cisimler üzerine yapışır. Derin yerlerde yaşayanlar ise
stolonlar vasıtası ile yumuşak zemine tutunurlar. Koloniler arasında
yükseklikleri 2 – 3 m’ ye varanlarda bulunabilir. En çok görülen
renkleri sarı, turuncu, kırmızı ve erbuvani’dir
FAMİLYA: CORALLIDAE
Ağaç veya çalı şeklinde
kolonilerdir. İç sönenşime ait skleritler kalkerli bir madde ile
birbirlerine tamamen lehimlenerek sert bir eksen iskeleti meydana
getirmişlerdir. Polipleri kaliks içine çekilebilir. Çoğunun polipleri
arasında dimorfizm vardır. Dimorf cinslerde gonadlar sifonozoidlerde
bulunur.( Örnek : Kırmızı Mercan )
CORALLIUM RUBRUM (L.) (
Kırmızı Mercan ) :
30- 200 m derinlikte kayalık zeminde bulunur. Akdeniz’de ve en çok
Tunus, Cezayir, Sicilya kıyılarında ve Kanarya Adaları’nda bulunur.
Polipleri çok küçük ve beyaz renkli olup, ekseni genellikle kırmızı
renklidir; nadiren de beyaz yada kahverengi olur. Koloni boyu 25-30 cm
kadardır. Eksen iskeleti süs maddeleri olarak işlenir.
MERCANLARI TEHDİT EDEN
FAKTÖRLER
Mercanların zaman zaman
fırtına, kasırga gibi doğal âfetler yüzünden de zarar gördüğü olabilir.
Ancak onların çeşitli savunma taktikleri bu zararı mümkün olduğu kadar
aza indirir, hattâ mercan zaman içinde yaralarını sarabilir. Ama bir
başka âfete, insanoğluna karşı mercanın yapabileceği pek fazla bir şey
yoktur. İnsanoğlunun denize karıştırdığı zehir ve ağır metaller,
mercanları öldürmeye yeter.
Denize dökülen kanalizasyon
atıkları da büyük bir tehlikedir. Nitrat ve fosfat içeren bu atıklar
bitkilerde gübre vazifesi gördüğü için ilk bakışta aralarında sıkı bir
bağ bulunan suyosununa da faydası dokunacağı, mercanların hayatını
uzatacağı düşünülür. Gerçekten de bu maddelerin suyosununa faydası
vardır. Ancak suyosunu bu maddeleri fazla aldığında çiçeklenmeye başlar
ve bu çiçekler mercanların üzerini kaplar, onların ölümüne sebep olur.
Zaman içinde mercanların
daha ne gibi tehlikelerle karşılaşacağını kestirmek mümkün değil. Ama
muhtemel tehlikeler bertaraf edilmezse nelerin kaybedileceği belli:
uzaydan bakıldığında bile turkuaz rengiyle fark edilen, denizlerin
yağmur ormanları olarak bilinen mercan adaları—her biri binlerce yılda
inşa edilmiş muhteşem mercan adaları…
Kaynaklar:
www.ozgurvebilge.com
www.corals.org
www.husask.hacettepe.edu.tr
www.marineatlas.net
www.sualtidergisi.com
www.coralseaaquariums.com
ÇAĞLAR, Melahat - Omurgasız
Hayvanlar – Anatomi ve Sistematik
TOLUNAY, Mithat Ali – Özel
Zooloji – Omurgasızlar
GELDİAY Remzi ve KOCATAŞ
Ahmet – Deniz Biyolojisine Giriş
ESRA YILMAZ
04-00-3818