Corallium rubrum

Bu sayfadaki bilgilerin Powerpoint Sunumunu (ppt dosyasını) www.sunum.org adresinde bulabilirsiniz

You can find the powerpoint presentation of this web page content at www.sunum.org

Giriş
Actinia equina
Alicia mirabilis
Aplysia punctata
Architeuthis dux
Atherina hepsetus
Aurelia aurita
Bathynomus Giganteus
Biyoluminesens
Callinectes sapidus
Carcharodon carharias
Caretta Caretta
Caulerpa taxifolia
Cephalochordata
Chelıdonıchthys Lucerna
Chelonia mydas
Ciona intestinalis
Corallium rubrum
Cubomedusa
Dasyatic pastinaca
Deniz Kaplumbagalari
Denizanaları
Diplodus vulgaris
Echinaster sepositus1
Echınasten seposıtus2
Echinodermata
Electrophorus electrıcus
Enhydra lutris
Eumetopıas jubatus
Galeocerdo cuvier
Globicephala melaena1
Globicephala melaena 2
Hacelia attenuata
Hermodice carunculata
Karidesler
Kikirdakli Baliklar
Labrus viridis
Latimeria chalumnae
Loligo vulgaris
Lophius piscatorius
Megaptera novaeangliae
Mercanlar
Mola mola
Monachus  monachus
Monodon monoceros
Mullus barbatus
Muraenidae
Mytilus edulis
Obelia
Octopus vulgaris
Pagurus
Palinurus elephas
Pelamis platurus
Penguenler
Physalia physalis
Physeter macrocephalus
Porphyra
Pyura spinifera
Rajidae
Rhizostoma pulmo
Salmo salar
Sargassum muticum
Scyliorhinus canicula
Sealions
Serranus scriba
Solea solea
Sphaerechinus granularis
Sphoeroides maculatus
Sphyraena barracuda
Suberites domuncula
Sungerler
Ulva
Thalassoma pavo
Yassi Solucanlar

 

Kırmızı Mercan

İlk olarak Linnaeus tarafından 1758 yılında keşfedilmiştir.

SINIFLANDIRMASI:
Regnum : Animalia
Subregnum :Metazoa
Divisio : Radiata
Phylum : Coelenterata
Classis : Anthozoa
Subclassis : Octocorallia
Ordo : Gorgonaria
Familya : Corallidae
Genus : Corallium
Species : rubrum

 

MERCANLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ :

Denizin altındaki mercan kayalıkları, uzaydan bile görülebiliyor. Bunların meydana gelişi binlerce yıl alıyor.

Her yıl Ağustos ayında dolunay çıktıktan sonra, Avustralya yakınlarında, okyanusun sığ yerlerinde bir kıpırdanma, bir hareketlilik başlar. Bu hareketlilik, bir görsel şölenin habercisidir.

Başrolü mercanlar oynar. Türüne göre, kimi üç gün sonra başlar gösteriye, kimi yedi, kimi sekiz gün sonra. Fakat takvim hiç şaşmaz. Mercanlar üreme dönemindedirler ve dişiler yumurtalarını, erkekler, yüzeye çıktığında açılacak olan sperm paketlerini suya bırakırlar. Birbirinden habersiz ve kilometrelerce uzak milyonlarca mercanın yumurta ve paketleri suya bırakması, aynı günde, aynı anda cereyan eder. Deniz içinde, yüzeye doğru, âdetâ lapa lapa kar yağmaya başlamıştır. Okyanus suları bu yumurta ve paketleri sürüklemeye başlar. Bu arada hücreler birleşir ve larvalar meydana gelir. Anne-baba mercanlar kendi adalarında sabit kalırken, yavrular okyanusta hiç bilmedikleri evlerine doğru yola çıkarlar. Uygun bir mercan adası bulduklarında buraya tutunurlar, kısa bir süre sonra polipe dönüşürler ve hayatlarını artık burada idame ettirirler.

Omurgasız ve çok narin canlılar olan mercanlar yer seçimi konusunda oldukça seçici davranmak zorundadırlar; çünkü pek az yer mercanların yaşayabileceği özelliklere sahiptir. Örneğin deniz suyunun en az 20 derece olması gerekir. Bu yüzden genellikle 30 derece kuzey ve 30 derece güney enlemleri arasındaki tropik bölgede mercanlara rastlanır. Yumuşak mercan olarak adlandırılan mercan türleri, daha soğuk sularda, kayalık oluşturamamalarına rağmen, genellikle bu kayalara tutunarak yaşayabilirler. Ama çoğu mercan türü, sadece tropik bölgelerde yaşayabilen türlerdir. Bu mercan türlerinin üzerinde yaşayan bir de sürekli misafir vardır: zooxanthellae adlı mikroskobik bir suyosunu. Birbirinden oldukça farklı iki tür olan bu suyosunuyla mercanlar arasında da çok sıkı ve hayatî önem taşıyan bir bağ vardır. Mercanların ana kaynaklarından birini teşkil eden bu suyosunları, diğer bitkiler gibi fotosentez yapar, güneş ışığını oksijen ve şeker gibi gıdalara çevirirler. Bu gıdalar mercan tarafından kullanılır. Mercanların karbon dioksit, nitrat ve fosfat gibi atıklarını ise suyosunları kullanır. Gıdaların bu yolla geri dönüşümü, tropik bölgelerin gıda açısından fakir sularında mercanların büyümesine yardım eder. Ayrıca mercanlar da suyosununu korur, ona ışık alabileceği bir yer sağlar ve böylelikle ona karşı olan borcunu öder. Suyosunlarının fotosentez yapabilmeleri ve iki türün alışverişi için denizin aynı zamanda çok temiz ve sığ olması gerekir. Kirli veya karanlık bir denizde suyosunu güneş ışığı alamadığı için hem kendi beslenemez, hem mercanı besleyemez. Böyle bir durumda her iki türün hayatı tehlikeye girer ve suyosunu çareyi mercanı terk etmekte bulur. Mercan da rengini kaybeder ve beyaz kalsiyum karbonat yapı ortaya çıkar.

 

Mercanların 100 metreden daha derin sularda yaşayamamasının sebebi de aynıdır: denizin karanlık olması, fotosentezi zorlaştırması. Ultraviyole radyasyon, sedimantasyon, tuzluluk oranındaki değişiklik, sıcaklığın düşmesi gibi unsurlar da mercanların rengini kaybetmesine sebep olur. Mercan kayalıklarının tropik bölgelerdeki nehir ağızlarında kesintiye uğraması da, nehirlerin taşıdığı alüvyon sebebiyle suyun kirlenmesi, yaşamaya elverişsiz bir ortam oluşturması yüzündendir.

Mercan adalarının inşası, binlerce yıllık bir süreç içinde gerçekleşir. Ölen poliplerin iskeletlerinin üzerine genç polipler tutunurlar. Bütün polipler, büyürken kalsiyum karbonat salgılayıp kendi iskeletlerini oluştururlar. Öldükten sonra gelen yeni polipler de bu iskeletlerin üzerine tutunurlar. Böylece mercan adası büyüdükçe büyür. Bazen bir mercan adasında milyonlarca mercan bulunur. Ancak mercanlar her zaman bu maddeyi aynı oranda salgılamazlar. Maddenin salgılanma oranı mevsime veya iklimdeki yıllık değişimlere göre değişir. Bir mercan adasının yaşı ve büyüme oranı—tıpkı ağaçların yaş tespitinde olduğu gibi—bu polip katmanlarına bakarak anlaşılır. Mercan adalarının büyüme oranları üzerine yapılan araştırmalar, bu adaların aslında çok yavaş, türlerine göre yılda 3 mm ile 10 cm arasında büyüdüğünü ortaya koymuştur.

Polipler, aralarındaki incecik bir deri tabakasıyla da, bir şebeke gibi birbirlerine bağlanırlar. Bu deri tabakası yardımıyla, bir polipin aldığı besinden bütün polipler faydalanır. Böylece, bütün bir mercan topluluğu, tek bir vücut gibi davranır. Beslenme vakti, mercanlar için gecedir. Gündüz büzülerek içine girdikleri iskeletten, geceleri, beslenmek için, dokunaçları yardımıyla dışarı çıkarlar ve sadece insanoğlunun güzelliğini idrak edebileceği eşsiz bir görüntü sergilerler. Sadece suyosunlarının sağladığı besinle değil, küçük planktonlarla, bakterilerle, balık salgılarıyla ve dokunaçlarının alabildiği diğer küçük organik maddelerle beslenirler.

İskeletleri poliplere sadece tutunabilecek bir yer sağlamaz, aynı zamanda onları tehlikelerden de korur. Polipler herhangi bir saldırıyla karşı karşıya kaldıklarında büzülerek iskeletin içine girerler. Tehlike geçtiğinde ise tekrar dışarı çıkarlar ve beslenmelerine devam ederler.

Bugün yeryüzünde tespit edilen yaklaşık 700 mercan türü var. Kayalıklar özellikle Güney Pasifik ve Hint Okyanusunda yoğunlaşmış bulunuyor. Karayipler’de ve Meksika Körfezindeki tür sayısı ise çok az: 35 civarında.

Her mercan türünün ayrı bir şekli, ayrı bir rengi vardır. Kimisi marul, kimisi beyin, kimisi kaktüs, kimisi fil kulağı, kimisi geyik boynuzu şeklindedir. Bu yüzden de onlar bu isimlerle birbirlerinden ayrılmışlardır. Mercan adalarının şekilleri de, bulundukları çevreye göre şekil alır. Sığ sularda, yüksek dalgaların olduğu yerlerde alçak, güçlü bir form oluştururlar. Ancak zaten sığ olan su alçalırsa, su üstünde kalan mercanların ölümden başka seçenekleri kalmaz. Bir ağaç gibi dal budak salan narin mercanlar ise daha sakin ve nispeten daha derin sularda bulunur.

 

 

 

 

 

 

 

SİSTEMATİK ÖZELLİKLERİ :

 PHYLUM: COELENTERATA

         Sessil yaşayan veya serbest yüzen hakiki metazoonlar. Çoğu radier simetrilidir. Vücutlarının esas ekseni gastrulanın primer eksenine, ağızlarını bulunduğu yerde blastopora tekabül eder. İlksel halde vücut vazo veya torba şeklinde olur. Vücut cidarı ektoderm ve endodermden yapılmıştır. Bu iki epitel arasında ya hücresiz bir jelatin tabakası, yahut da mezenşim şeklinde hücreli bir tabaka (mesogloea) bulunur. Gastrulanın ilk bağırsağından oluşan gastral boşluk vücudun tek boşluğudur. Mesogleanın fazla gelişmesi yüzünden cidarları kalınlaşmış olan gruplarda gastral boşluktan, radier olarak, cepler veya kanallar meydana gelir (gostrovascular sistem). Bu sistem sayesinde besinin bütün vücuda yayılması temin edilir. Coelenteratlar hem eşeyli hem eşeysiz çoğalırlar. Eşeysiz çoğalma ile koloniler meydana gelir.

CLASSİS : ANTHOZOA

Polip şeklindedirler ve her zaman polip olarak kalırlar. Medusa şekilleri  yoktur; ektodermal yemek boruları ve septlerle ayrılmış gastral boşlukları vardır. Septlerde ektodermal kaslar ve eşey organları bulunur. Kas telleri uzunluğuna, genişliğine ve yanlamasına olmak üzere, vücudun her tarafında bulunurlar. Orta hücre tabakaları mesenchymaldır. Kütikül veya mezodermal iskeletleri vardır. Tek başlarına veya koloni halinde yaşarlar.

Bunlar daha büyük, aynı zamanda daha karışık yapıda ve gastrovascular odaya malik oluşlarıyla, Hydrozoa ve Scyphozoa’ların poliplerinden ayrılmaktadırlar. Vücutları boş bir silindiri andırır; üst taraflarında ağız, alt taraflarında ayak ve ağızlarının kenarlarında tentakülleri vardır. Erkek ve dileri ayrıdır. Yalnız Cerianthus ile Zoanthus’lar hermafrodittir. Sinir sistemleri ektodermal ve diffusdır, daha derinlerde ganglion hücreleri bulunur.

Özel bir merkezi sistemleri yoktur. Ektoderm tabakalarında bile duygu sinir hücreleri vardır. Actinaria ile Cerianthidae bir yana, bütün diğer Anthozoa’larda, kuvvetli bir iskelet teşekkülü vardır. İskeletleri kireç veya boynuz maddesinden ibarettir ve çoğunlukla ektodermal olurlar. Renkli olanları pek çoktur.

Eşeysel çoğalıştan başka, bunlarda bile tomurcuklanma ve genişliğine – strobilationa benzer bir halde – iki veya daha fazlaya bölünme suretiyle de çoğalış vardır. Yumurtalar çoğunlukla daha ana karnında iken, embrional açınımlarını yaparlar ve larva halinde ağızdan dışarı çıkarlar. Planula, aboral taraftan bir yere oturur; veyahut ta henüz kirpiklerine malik ve suda yüzdüğü sıralarda ağız, tentakül ve septlerini meydana getirir, ondan sonra bir yere oturur.

Anthozoa’ların gerek Octactinia ve gerek Hexactinia’ları, aslen Ekvatordan 15 coğrafi enlem derecesi kuzeye ve 15 coğrafi enlem derecesi güneye doğru olan 30 enlem dereceleri arasında yaşarlar. Mercan resiflerini ( atölleri, sahil resiflerini ) meydana getirirler. Resifler gemiler için tehlikeler teşkil ederler. Bunlara çarpan gemilerin çok defa kazaya uğradıkları görülmüştür. Atöller, bazende faydalı olurlar; çünkü atöller deniz ortalarında adeta tabii birer liman teşkil etmektedirler. Hatta zaman ile, bu resiflerden meydana gelmiş ve üzerleri bitkilerle bezenmiş adalarda meydana gelmektedir.

ORDO: GORGONARIA

 

Çoğu dallı ve sesil  kolonilerdir. Poliplerinin gastral boşlukları kısa olur. Sönenşim, bir içte diğeri dışta olmak üzere, iki tabakaya ayrılmıştır. İskeletleri, sönenşim içinde dağınık halde bulunan skleritlerden başka koloninin ortasında uzanan bir de eksen bulunur. Bu eksen iskeleti ya iç sönenşim tabakasındaki skleritlerin birbirleri ile lehimlenmesinden meydana  gelir ( Scleraxonia ), yahut ta bu tabakadaki skleritler kaybolur ve yerlerine konsantrik lameller halinde keratin bir eksen teşekkül eder. Keratin lamellerin içlerine ve aralarına muhtelif miktarda amorf veya kristal halde CaCO3’te birikebilir (Holaxonia ). Her iki tipte de eksen mezenşimatik bir iç iskelettir. Solenlerden meydana gelen kanal sistemleri periferik bir kanal ağı ile boyuna uzanan esas kanallara ayrılır. İlksel formlarda boyuna uzanan esas kanallar hem iç, hem de dış sönenşim kanallarında mevcuttur. Fakat eksen iskeletinin teşekkül etmesi ile iç tabakadakiler çekilerek eksen etrafında sıralanırlar. Esas kanallar ekseriya enine kanallar vasıtası ile birbirlerine bağlıdır. Bundan başka ya doğrudan doğruya, yahutta periferik solen ağı vasıtasıyla poliplerin gastral boşluları ile de iştirak ederler. Yalnız iki cinsin polipleri arasında dimorfizm görülür.

Bu ordoya ait koloniler bütün denizlerde, sığ yerlerden 4000 m derinliklere kadar bulunabilirler. Fakat çoğu sahil bölgesini ve sıcak suları tercih eder. sahil formları genellikle geniş bir kaide safihası ile sert cisimler üzerine yapışır. Derin yerlerde yaşayanlar ise stolonlar vasıtası ile yumuşak zemine tutunurlar. Koloniler arasında yükseklikleri 2 – 3 m’ ye varanlarda bulunabilir. En çok görülen renkleri sarı, turuncu, kırmızı ve erbuvani’dir

FAMİLYA: CORALLIDAE

Ağaç veya çalı şeklinde kolonilerdir. İç sönenşime ait skleritler kalkerli bir madde ile birbirlerine tamamen lehimlenerek sert bir eksen iskeleti meydana getirmişlerdir. Polipleri kaliks içine çekilebilir. Çoğunun polipleri arasında dimorfizm vardır. Dimorf cinslerde gonadlar sifonozoidlerde bulunur.( Örnek : Kırmızı Mercan )

CORALLIUM RUBRUM (L.) ( Kırmızı Mercan ) :

30- 200 m derinlikte kayalık zeminde bulunur. Akdeniz’de ve en çok Tunus, Cezayir, Sicilya kıyılarında ve Kanarya Adaları’nda bulunur. Polipleri çok küçük ve beyaz renkli olup, ekseni genellikle kırmızı renklidir; nadiren de beyaz yada kahverengi olur. Koloni boyu 25-30 cm kadardır. Eksen iskeleti süs maddeleri olarak işlenir.

MERCANLARI TEHDİT EDEN FAKTÖRLER

Mercanların zaman zaman fırtına, kasırga gibi doğal âfetler yüzünden de zarar gördüğü olabilir. Ancak onların çeşitli savunma taktikleri bu zararı mümkün olduğu kadar aza indirir, hattâ mercan zaman içinde yaralarını sarabilir. Ama bir başka âfete, insanoğluna karşı mercanın yapabileceği pek fazla bir şey yoktur. İnsanoğlunun denize karıştırdığı zehir ve ağır metaller, mercanları öldürmeye yeter.

Denize dökülen kanalizasyon atıkları da büyük bir tehlikedir. Nitrat ve fosfat içeren bu atıklar bitkilerde gübre vazifesi gördüğü için ilk bakışta aralarında sıkı bir bağ bulunan suyosununa da faydası dokunacağı, mercanların hayatını uzatacağı düşünülür. Gerçekten de bu maddelerin suyosununa faydası vardır. Ancak suyosunu bu maddeleri fazla aldığında çiçeklenmeye başlar ve bu çiçekler mercanların üzerini kaplar, onların ölümüne sebep olur.

Zaman içinde mercanların daha ne gibi tehlikelerle karşılaşacağını kestirmek mümkün değil. Ama muhtemel tehlikeler bertaraf edilmezse nelerin kaybedileceği belli: uzaydan bakıldığında bile turkuaz rengiyle fark edilen, denizlerin yağmur ormanları olarak bilinen mercan adaları—her biri binlerce yılda inşa edilmiş muhteşem mercan adaları…

Kaynaklar:

www.ozgurvebilge.com

www.corals.org

www.husask.hacettepe.edu.tr

www.marineatlas.net

www.sualtidergisi.com

www.coralseaaquariums.com

ÇAĞLAR, Melahat - Omurgasız Hayvanlar – Anatomi ve Sistematik

TOLUNAY, Mithat Ali – Özel Zooloji – Omurgasızlar

GELDİAY Remzi ve KOCATAŞ Ahmet – Deniz Biyolojisine Giriş

ESRA YILMAZ

04-00-3818