
Deniz Tavşanı
Bu yumuşakçalarda belirgin bir kabuk
yoktur .Fakat içsel,deriye dokunulduğunda kolayca hissedilebilir kabuğu
bir manto örtmüştür .Hayvan tamamen açıldığında kanatsı uzantılarla
birlikte 20 cm uzunluğundadır .Buna parapoda (çok ayaklılar) denmiştir
.Baş kısmında morumsu kahverengi renkli iki tentakül bulunur.
Bu tür,deniz tavşanı tiplerinden
biridir ve kesinlikle deniz kıyılarında rastlanabilecek en büyük türdür
.Rahatsız edildiğinde mor bir boya salarlar ve bu boya besin açısından
zengindir .Tür,kanat benzeri parapodlarını suda yüzmek için kullanır,ve
kendilerini hızlıca hareket ettirir .Hepsi hermafrodittir ,hem erkek hem
dişi organları bulunur ama çapraz döllenme olduğu için bir diğerine
muhtaçtırlar .Yumurtlama periyodunda iken kaya oluklarında toplanırlar
.Bu şekilde bir zincir şeklinde birbirlerine bağlanırlar .Her biri
spermini bir öncekine enjekte eder ve bir başkası arkasındakinden sperm
toplar .Yumurtalar yosunlar boyunca pembe diziler halindedir .Yumurtalar
çıkınca VELİGER denen bir larval döneme geçerler ve bunlar plankton
üzerinde yaşarlar ta ki yetişkin olacak büyüklüğe erişene kadar ...
Deniz tavşanı, Atlantik ve Akdeniz
de dahil kanal kıyılarında genişçe dağılım gösterir. Normalde deniz
tavşanları yumurtlamak için sadece yaz öncesinde plaj yakınlarına
gelirler .Kaya oluklarına girerler ve sığ taşlıklarda bir arada
bulunurlar.
Aplysia punctata,Cuvier,1803
Takım:Anaspidea
Süperfamilya:Aplysioidea
Familya:Aplysiidae
20 cm boylarındadır .Vücut rengi değişkendir
sarı-yeşilden,kırmızı,mor-siyah renklerine değişir .Üzerlerinde gri
,beyaz lekeler bazen de koyu kahverengi benekler ve çizgiler bulunur
.Vücut uzun ve dardır,parapodlar posteriorda oldukça fazladır .Rahatsız
edildiğinde mor-beyaz salgılar üretir .Aplysia’nın iki ana türü
üzerinde çalışılmıştır .Bunlar A.california ve A.punctata dır .Bu iki tür çalışmak için iyi bir sisteme sahiptir ;çünkü nöronları
1 mm kadar olan dev boyutlara ulaşır, barizdirler ve özdeş nöronlardır.
Çeşitli Aplysia türlerinin mürekkebinden anti-
tümör aktivitesine sahip birkaç protein ayrıştırılmıştır . Buna rağmen
sitotoksik etkinin altında yatan mekanizma açıklanamamaktadır .Aplysia
punctata anti- tümör faktör (AP-ATF) ham mürekkepten ayrıldığında
hücresel olayların mekaniği üzerindeki detaylı araştırmalarda performans
göstermiştir .
İlgi çekici olarak , kültürü yapılan
tümör hücrelerinde AP-ATF’ nin sebep olduğu ölüm şekli ,sıra dışı
formlar olan ne apoptosiz ne de nekrosiz e benzemektedir .Apoptosiz
genetik bir program kontrolünde gerçekleşen hücrenin fizyolojik ölüm
formudur; nekrosiz fizyolojik olmayan zararlı etmenlerle ortaya
çıkmaktadır.
Kanser terapilerinde apoptosize
karşı direnci ciddi bir problem olarak ele alındığından beri, AP-ATF
özellikle apoptosize karşı tümör hücresi ölümünde yeni bir kurtuluş yolu
olarak önem kazanmıştır.
Hedefimiz ,özelleşmiş tümör hücresel aktivitelerinde
yatan çözülemeyen yolu bulmaktır .Seçtiğimiz yaklaşımlar ,AP-ATF nin
kültür tümör hücreleri üzerindeki aktivitesinin detaylı analizleri de
dahil, moleküler ve hücresel biyolojik metodları gibi proteomik ve
transkriptomik yöntemleri kullanır.
Nörobiyolojik organizma olarak deniz
tavşanı :APLYSIA
Aplysia punctata
Deniz tavşanı Aplysia kendi ismine sahiptir; çünkü kulak benzeri
tentakülleri ona tavşan görünümü kazandırır .Sistematik olarak Aplysia
Anaspidea ordosundan bir Opistobranchia dır .Ayakları yanlardan
genişleyerek parapodyum ismini alır .Parapodyumlarını kabuğuna
yaklaştırarak ve suyu geriye pompalayarak ileri doğru hareket eder .Anaspidea
lar kabuğa sahip Opistobranchia lardan biridir .Nudibranch deniz
tavşanları zayıf bir manto,manto oyukları ve gereksinim olarak
solungaçlara sahiptir .Aplysia bir nudibranch değildir ama solungaçları
iyice araştırılmıştır.
Aplysia
depilans deniz tavşanı
Aplysia kolayca
incelenebilen büyük ve iyi görünen sinir hücrelerine(neural cells)
sahiptir .Deniz tavşanları kullanılarak refleks üzerine araştırmalar
yapılmıştır .Bunlardan biri solungaçların geri çekilme refleksidir
.Örneğin refleks şiddeti ve uyarı arasındaki bağlantı araştırılmış ve
sonuç olarak uyarıya karşı solungaçlardaki geri çekilme refleksinin
azaldığı tespit edilmiştir .Ayrıca ortama bağlı refleksler de Aplysia
kullanılarak araştırılmıştır .Aynı anda başında dokunularak
uyarılmış,solungaçlarından da uyarı verilmiştir .Sonuçta ortamsal
refleks yani dokunarak uyarılmaya karşı solungaçların geri çekildiği
görülmüştür .
Avrupa denizlerinde
deniz tavşanlarının birçok türü yaşar .Örneğin noktalı deniz tavşanı
Aplysia punctata ve Aplysia depilans .Deniz tavşanı türleri Akdeniz
kıyılarında , gel-git görülen kıyılarının sığ sularında ,yaşar .Yaşamak
için genellikle kumlu ve çamurlu zeminleri tercih eder .
Aplysia brasiliana
Ph:Mollusca,Cl:Gastropoda,sCl:Opistobranchia,Ordo:Anaspidea,F:Aplysiidae
Aplysia brasiliana Amerika’nın doğu
kıyılarında yaygın olarak bulunan düzgün ve pürüzsüz vücutları olan
yabani bir deniz tavşanıdır .Vücutları pürüzlü olanlarda örneğin
Bursatella leachi, doğu kıyılarında bulunur .Bu türde göze çarpan
yumuşak , dendritik yollar vücudu boyunca pürüzlü bir görüntü oluşturur
.Aplysia bir herbivordur ve deniz yosunlarıyla beslenir .Çeşitli renk ve
desenlerde olan bu hayvanlar beslenmesi ve yaşaması için alglerin
üzerinde yaşamaya zorunludur .Her havyan yediği besine göre renk alır .
Aplysia’nın ince bir iç kabuğu vardır tıpkı diğer opistobranchia’lar
gibi bu tür de hermafrodittir .Dolaşım sistemleri , damarları ve büyük
homosölik boşlukları içermektedir .
Aplysia’yı bir tank su içinde gözlemleyelim; acaba ayaklarını kullanıp
yüzey üzerinde yavaşça ilerleyecek mi ? Akvaryumun bir kenarından
yukarıya doğru sürünürse, cama bakalım ve ayaktaki dalgalanmaların
anteriordan posteriora mı yoksa tersine mi olduğuna karar vermeye
çalışalım . Bu durumu açıklıya bilir miyiz ? Hayvan
vücudunun yanlarında kanat benzeri parapod ( çok ayak )’ları ile yüzer.
Hareket iyi düzenlenmiş midir yoksa gelişi güzel midir ? Acaba sağ ve
sol parapodlar senkronize mi hareket eder
?
Dinlenme halinde bir tür seçelim . Örneğin Aplysia brasiliana . Renk
tanımları yaşayan ve korunan türler için değişiklik gösterir. Aplysia
gevşeme haline kolayca geçemez ve biçimini bozmaz . Bu deney en iyi
şekilde hayvanın bulunduğu kaba MgCl’ü damla damla eklemek suretiyle
uygun yoğunluğa getirmek suretiyle yapılır . Yoğunlaşan solüsyon deniz
suyunun litresine 75 g MgCl kullanarak hazırlanır .
DIŞ ANATOMİ
A. brasiliana’nın korunan örnekleri
incelendiğinde Aplysia ağır vücutlu , kalın ve pek sade kontraktilleri
vardır . Hangi yüzden bakarsak bakalım “anterior, posterior, dorsal ve
ventral kısım” belirgin olarak görülüyor . Üst kısmında bulunan baş ,
ayak ve iç organlara bir boyunla bağlanmıştır .
Oral Tentaküller
Baş geniş bir parçadan oluşan anterior kısmını
taşıyor . Vücut duvarı kıvrımlarından oluşan yassı oral tentaküller de
burada bulunuyor . Bu tentaküller ağız çevresinde birleşerek oral bir
kılıf oluşturur . Ağız , başın anteriorunun kenarında olan sığ bir
yarığın tam ortasında son bulur .
Rhinophares
Bir çift konikal rhinofor boyun
yüzeyinde sırt tarafına doğru yer almıştır . Oral tentaküller ve
rhinoforlar duyusaldırlar , aynı tip epitelle kaplıdırlar ve görünüşe
göre aynı fonksiyonu görürler .
Eye Küçük
bir göz her rhinoforun tabanında yer alır . Sıklıkla açık bir alanla ama
bazen karanlık pigmentten bir yüzeyle kuşatılmıştır . Gözler ,
rhinoforların anteraventral tabanında minik bir çukurdadır .
Ayak ve Parapodia:
Düz , dar , sürünücü ayaklar göğüs yüzeyinin ortası boyunca yerleşmiştir
. Alt ekstremite çekmen olarak modifiye olarak , alt kısmın üst kısma
substratına yükselmesini sağlar . Kısa bir kuyruk arka kısma eklenmiştir
. Sırtsal olarak ayaklar , ayrıntılı olarak iki büyük , kanatsı
parapodia’ya ayrılmıştır . Bunlar üstten genişçe ayrılarak bir giğeriyle
altta buluşur .
Manto:
İki parapodia arasında , hayvanın sırt kısmında zayıf bir manto ve manto
oyuğu vardır . Manto sırtsal vücut duvarıdır . İncedir ve zayıf kabuğu
çevirir . Kabuğum ön kısmında solungaç ve iç organlar yer alır
.
Kabuk: Zayıf iç kabuk bir manto ile çevrilidir . Mantonun tüm kalıntıları kabuk
üzerinde ve epitelyum yakınlarında ince bir tabaka halinde uzanır . Genç
bireylerde , kabuktaki mantonun ortasında ön manto denen büyük bir
açıklık vardır . yetişkin bireylerde bu ön manto zayıflayarak , sırt
orta çizgisinin solunda yer alan ve küçük papilla üzerinde lokalize
olmuş ufak bir manto poru şeklini alır . Genç bireylerde kabuk ön manto
boyunca kolayca görülebilir . Yetişkinlerde ise yüzeyden kolayca
görülmez fakat ince manto boyunca kolayca seçilebilir . Oval dış hatları
bu manto boyunca kolayca belirlenebilir .
İç
Organlar:
Kabuk , iç organlar olarak bilinen iç bölge ortadan çevreler . İç organ
sistemleri; sindirim sistemi , kan-damar sistemi ve üreme sistemidir .
Bazı iç organlar , kabuk çevresindeki ince vücut boyunca genellikle
solda görülebilir .
Manto
Oyuğu:
Hayvanın solunda yer alır fakat sağında gibi görünür . Manto oyuğu ,
zayıf ve küçük bir boşluk halinde kabuğun altında yer alır . Sağa doğru
genişçe açılır .Solungaç , anus ve gonopoe içererek sağ tarafta gelişir
.
Solungaç:
Sağ tarafta kabuğun altında tek bir büyük solungaç vardır . Dallanmış
içi boş stem hücreleri solungaçlara eklenir . Bunlar aferent ve eferent
dallanmış boşluklar halinde kan taşırlar . solungaçlar sağda yer alır
fakat gerçekte sol solungaç diğerinin homoloğudur .
Anüs:
Solungacın alt kısmında , kabuktaki manto gövde epiteline geniş , sarkık
bir doku parçasıyla bağlanmıştır . Kıvrım üstünde sağ tarafta anüs yer
alır fakat küçük olduğu için görülmez .
Sifon:
Kabuğun sağ alt köşesindeki doku kıvrımlı bir hal alan kısa tübüler
sifon anüsü kuşatır . Hava akımı , kabuk ve sağ parapodun arasından ,
sağ manto boşluğundan girer . Aşağıdan solungaç yüzeyinden anüse doğru
akar ve sifondan dışarı çıkar .
Cinsel Oluk:
Cinsel oluk , hayvanın sırt bölgesinde yer alır . Bu üreme sisteminin
bir parçasıdır . Hermofroditlerde bu olay dişi ve erkek sistemlerinin
ikisinin de bir parçasıdır . Kopulasyon sırasında sperm transferinde ,
oviposisyon sırasında yumurta transferinde rol alır .
Penis
Kılıf Poru:
Penis kılıf poru , oral tentüküllerinin altında yer alır ve penis kınına
açılır . Penis bunun içinde yer alır . Bazen penis buradan dışarı
uzatılır fakat genellikle geri çekilmiştir . Kullanım durumunda veya ölü
bireylerde dışarı uzamıştır . Bu türlerde penis uzun ve beyaz renklidir
.
Gonopore:
Gonopoe , cinsel oluğu alttan manto oyuğunun alt terminaline doğru izler
. Hermofroditlerde , üreme sistemlerinin dış açıklığıdır . Sağ tarafta
manto oyuğuna yakındır . Etli bir şapka tarafından çevrilmiştir .
Mor Bez: Kabuğun
üst kısmındaki yan açıklıklarda bulunur . Üzerine basılınca mor bir
salgı salgılar . Bu mor salgı , stabil olmayan kronoproteinleri içerir .
Hayvan bir düşmanından kaçarken korunmak için kullanır .
İÇ ANATOMİ
Vücut duvarı boşluklu hemocoel halindedir .Bu bize coelomic oyukları
hatırlatır.Bu bir coelomic oyuk değildir fakat kan boşluklarıyla, dolu
boşluklar arasında bağlantı sağlar .
SİNİR SİSTEMİ
Ağızdan yukarıya doğru
doğrudan doğruya iki tane kaynamış serebral gangliyon özofagusun üstünde
yer alır .Canlı aplysia larda rengi turuncu-sarıdır .Buradan majör
sinirler vücuda yayılır .Diğer ganglialarla birlikte circumenferic sinir
döngüsüne katkıda bulunur .
Özofagusun
her iki tarafında birbirine yakın halde küçük plevral gangliyon ve büyük
pedal gangliyon yer alır .Her biri bir diğerine kendi özel bağlantısıyla
bağlantıdadır .Bu bağlantı çok kısadır .Tek bir pedal commissure
ventralden özofagusa kadar uzanarak sağ ve sol pedal gangliaları bağlar
ve circumenteric sinir döngüsünü tamamlar .
Her
plevral gangliyon alttan abdominal gangliyona asimetrik olarak çıkar
.Her tek abdominal gangliyon sağ tarafta ince vücut duvarında lokalize
olmuştur ve gonopora yakındır .Sol plevral gangliyon gut’un altından
geçer ve sağ taraftan abdominal gangliyonla bağlantı yapar .
Abdominal gangliyon otomatik motor
fonksiyonların merkezidir .Solunum ,üreme,sirkülasyon olaylarını yönetir
.Üç majör sinir çıkar .Bunlar solunum,üreme ve sindirim ile ilgilidir .
Serebral ganglia rinoporlardan ,oral
tentaküllerden,ağız ve gözlerden ilk uyarıları alır .Plevral ganglia
abdominal gangliyonlara uzun bağlantılar yollar.Ayrıca ayağa,başa,penise
ve parapodialara motor sinirler yollar .
SİNDİRİM SİSTEMİ
Bukal kütlenin lümeninde bukal oyuk ve farinks
yer alır .İki bölüm bir doku parçasıyla ayrılır.Büyük farinks bukal
oyuğun altındatır .Farinksin altında özelleşmiş kaslarıyla odontopor yer
alır.Radula odontoporun üstünde yer alır ve onun tarafından
desteklenir.Kısa özofagus büyük ve ince duvarlı yığına yol
gösterir.Rengi gri kahverengidir fakat içeriği ince duvarların
arkasından kolayca görülür.Yığın, hayvanın beslenme esnasında alglerin
depo yeridir.Yığın önce sağa sonra arkaya sola sonra altından geçip
tekrar sağa doğru eğimlenir.Kursağın alt kısmında ve sağında kısa karın yer alır.Karın ince duvarlıdır fakat yığın kadar ince değildir.Karın
aşağıya doğru yer alır sonra yumuşak,gri-kahverengi,ince duvarlı barsak
oluşur.
Barsak gri-kahverengi sindirim bezlerine
gömülmüştür.Sindirim bezleri boyunca birçok kıvrım yaparak sindirim
bezinin sağ alt kısmında sonlanır.Son kıvrım orta hat boyunca devam
ederek anüste sona erer.
ÜREME SİSTEMİ
Anatomi:
Opistobranchia’lar tek hermafroditik gonoduct
ve ovotestisle kombine edilmiş hermafroditlerdir.Aplysia’da gonoduct
tyhplosol ile ayrılmış erkek ve dişi kanallara sahiptir.Evrimsel ve
gelişim olarak iç sistem coelom ve mantodan türemiştir.
Gonopordan ovotestise uzanan kanal
hermafroditik kanal adını alır ve proksimal ve distal parçalara
ayrılır.Her ikiside yumurta ve sperm taşır.Proksimal hermafroditik kanal
ovotestisten çıkar .Genç bireylerde dar yetişkinklerde geniştir ve
hayvanın spermlerini taşıyan seminal vezikülleri
oluşturmuştur.Yetişkinlerde spermler kremsi ve beyaz renktedir.Seminal
veziküller proksimal hermafroditik kanalşın bir parçasıdır,ayrı bir bez
değildir.
Proksimal hermafroditik kanal genişleyerek
distal hermafroditik kanalı oluşturur.Nidamental bez kompleksi büyük ,ovoid,yeşil-sarı
veya turuncu bir organdır ve mukus,albümin bezi ve döllenme çemberini
içerir.
Küçük gri veya beyaz seminal kap sperm
deposudur.Proksimal hermafroditik kanala, yakın bir kanala ekli
haldedir.
Distal kanal nidomental bezden çıkarak
gonopora gider.Proksimal kanala göre kısa ve geniştir.Üç ayrı kanal
içerir.Yumurta ve iki tip sperm taşır.Allosperm ve autosperm.Ayrıca
penis için vajina görevi görür
Eşleşme:
Anaspidean
opistobranchia’lar aynı zamanda çapraz döllenme yapan hermafroditlerdir.İki
ya da fazla genç birey çiftleşirken her birey bir diğerinden sperm alıp
verir.Çiftleşme esnasında biri diğerinden penisi gonopora alır ve o da
bir diğerine penis verir.Penis kanlanarak ereksiyon haline geçer.Sperm,
vericinin seminal vezikülünden peristaltik kas hareketleriyle dışarı
atılır.Sperm, autosperm kanalı boyunca hareket eder.Spermler ereksiyon
halindeki penisten çıkarak cinsel oluk boyunca ilerler.Penis,alıcının
gonoporunun içine yani vajina kanalına sokulur.Sperm penisten çıkar ve
alıcının seminal alıcı deposuna girer.Spermler burada depolanır.Bu
spermler dölleme kabiliyetine sahip ve aktiftirler.Deponun duvarları
kaslı yapıdadır.Spermlerin karşılıklı salıverilmesi karşıt yönlerde
olur.İki veye daha fazla partner seminal depoda depolanmış allospermleri
paylaşır.
Ovipozisyon:
Ovipozisyon süresince ovotestisten fazla sayıda oögonia ayrılır ve
proksimal hermafroditik tüpe doğru hareket eder.Burada ovipozisyon
başlar ama ilk mayoz bölünme ve oösitlerin oluşması tamamlanmaz.Oösitler
albümin bezinin açıklığından geçerler ve albümin tabakalarına ulaşırlar.
KAN-DOLAŞIM SİSTEMİ
Anatomi:
İki alt bölümdeki sölomlar geniş, açık,kısa
bir renoperikardial kanalla birleşmiştir.Perikardium kısa ve ince
duvarlı atrium ile büyük ve kalın duvarlı ventrikül içeren kalbi içine
alır.Solungaçlardan çıkan kan damarları atriuma girer.Karıncık
boşluğunun içnde perikarttan çıkan ve aorttan doğan üç büyük conus
arterleri yer alır.Bunların solunda bulunan en büyüğü sindirim bezleri
arasındaki iki loblu barsaklara girer.Aort arterior boyunca taşlık ve
kursağa doğru uzanmaktadır.Sağ aort gametolitik bezin yanından geçer ve
arterior boyunca homosölden ağız kısmına ulaşır.Uzun düz saydam bir
damardır.
BOŞALTIM SİSTEMİ
Tek nefridyumu vücudun
sağında perikardiumla solungaçların arasına yerleşmiş durumdadır.Bu
nefridyum çok büyük ince pembe bir yapının altında,kabuğun sol
tarafındadır.Renoperikardial kanal perikardiumla birlikte nefridyumu
bağlar ve bu silli yapıdadır.Renoperikardial kanal mantonun üst
kısmındadır.Nefridyopor anüsün yanından kanal yoluyla boşalır.
Primer
ürin içeren kan karıncık kuvvetleriyle baskılanarak kalp duvarlarından
geçer ve perikardiuma ulaşır.Primer ürin orta nefridyum lümenin içinden
renoperikardial kanala doğru hareket eder.Buradaki urin seçici bir
emilim ve salgılamayı kanla karşı karşıya modifiye eder ve son ürin
haline geli ve nefridyopor yoluyla dışarı atılır.
KAYNAKLAR:
Eales,N.B 1960. Revision of the world species of Aplysia(Gastropodo,Opisthobranchia)
Howells,H.H 1942.The strucure and function of the alimentary canal of
Aplysia punctata
Richard Fox Department of Biology Lander University
Wolfgang Seifarth Aplysia depilans a Mediterranean sea hare
Daniel Geiger ,Bild :Mediterranean sea slugs